Perşembe, Aralık 06, 2007

Beyaz Önlük Giyen Doktor Kendini Tanrı mı Görüyor?*

Doktorlar için tanrı ya da yarı tanrı yakıştırması bazen onları suçlamak bazen
de 'gaza getirmek' için kullanılagelmekte. Ne amaçla kullanılırsa kullanılsın bu
yakıştırmanın gerçeğe yaklaşamadığını, hatta gerçeğe yaklaşılmasını
engellediğini düşünüyorum. İlla dinsel kökenli bir yakıştırma yapılacaksa rahip,
haham ya da şaman (ya da benzerleri) daha doğru bir yakıştırma olur herhalde. Ne
de olsa tanrının evidir (Hotel-Dieu!) onların hizmet verme yeri.

Bir çok meslekte üniforma var. Hekimliğinde üniforması beyaz önlük olmuş. Tüm
üniformalarda olduğu gibi simgesel bir anlamı ve etkisi var. Beyaz önlüğün
iyileştirici etkisini çocukluğumdan ve kendi çocuklarımdan çok iyi hatırlıyorum.
Üniformalıya baştan bir özel alan çizilmiştir, o alanın uzmanı olduğu için
hakimi de odur, mahkumu da; üniforma ister çöpçü üniforması olsun, ister hekim
üniforması, fark etmez.

Zamanın değişmesiyle modeller de değişiyor. Bu değişiklikler bazen somut
zorunlulukların ya da yeni imkanların ortaya çıkmasının sonucu iken bazen de
modanın değişmesiyle ilgili olabiliyor. Hasta-hekim ilişkilerindeki değişime de
aynı gözle bakmak gerekiyor herhalde. Bir zamanlar hasta-odaklı sağlık hizmeti
isteriz diye tutturan bazı kişilerin şimdi o modelin ima dahi edilmesine
tahammülleri olmadığını kendi çevremden biliyorum.

Hastayla hekimin 'partner' olması konusu, bilemiyorum Avrupa'da nasıldır ama
bizde biraz hayali duruyor. Partner olabilmek için tarafların olabildiğince eşit
olması gerekiyor, hem de yasalar önünde bütün türk vatandaşlarının eşit olması
gibi soyut bir eşitlik değil. Bir başka husus da 'partner' olabilmek için
sorumluluk almanın gerekliliği. Bizler ne yazık ki yetki kullanmayı seven ancak
sorumluluğu hep başkalarına yüklemeyi seven bir milletin çocuklarıyız. Vel
hasılı kelam, bu 'partner'lik işi için gitmemiz gereken uzunca bir taşlı-dikenli
yol var.

Sonuç olarak hasta-hekim ilişkilerindeki sorunların bakış açımızla ve
eğitimimizle ilgili olduğunu düşünüyorum. Tıp fakültelerinde ve eğitim
hastanelerinde öğrenciler ve asistanlar hekim, hasta ve hastalık gibi
kavramlardaki değişiklikler göz önüne alınarak eğitilimelidir. Basın,
siyasetçiler, sağlık yöneticileri hekimler kadar hastaların ve yakınlarının da
görevleri/sorumlulukları olduklarını topluma anlatmalılar. Unutulmamalı ki
hasta-hekim ilişkisi bir sistem içinde vuku bulmaktadır. Sorunlu sistemi dikkate
almadan sorunsuz hasta-hekim ilişkisi beklentisi içinde olmak ham bir hayalden
ibarettir.
*Başlık için bakınız
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7436583&yazarid=44