Cumartesi, Ekim 13, 2012

XXI. Yüzyılın Hekimliğine Hazır mıyız?



Tıbbi bilgi artık bir hekimin tek başına hakim olamayacağı kadar artmış durumda. Ne kadar zeki olursa olsun, ne kadar eğitilmiş olursa olsun, ne kadar bilgisayarlarla donatılmış olursa olsun hiçbir hekim teki 13 600 hastalığı, 6000 küsur ilacı, 4000 civarında girişimi bırakın uygulamayı, belleyemez bile. Bu bizleri zorunlu olarak takımlar halinde çalışmaya itmektedir. Eskiden sağlık hizmetlerinde takım denildiği zaman bir hekim, yanında bir ya da iki hemşire ve birkaç yardımcı personel anlaşılırdı ve hekim doğal olarak bu takımın başıydı. Şimdiki takımlarda bir hekim değil, bazen onlarca hekim var. Çok değişik bakış açıları, çok farklı yetişme biçimleri olan bu hekimlerin başı kim? 

Baş dediğimiz zaman yukarıdan aşağıya doğru bir dizilişi zımnen kabul etmiş oluyoruz. Günümüzde sağlık hizmetlerini verirken hekimler arasında böyle bir yukarıdan aşağı (hiyerarşik?) dizilim söz konusu mu? Kanaatimce artık böyle bir dizilimden söz edilemez. Metaforik olarak her branşın kendini güneş, diğer branşları etrafında dönen gezegenler gibi hissedebilir. Ancak metaforlar, arkalarındaki gerçeklik ortadan kalktığında insanları yanlış yönlendirmenin araçları haline gelebilirler. Artık her branş bir yıldız gibi kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Hiçbir uzman diğerinin astı ya da yardımcısı değildir. Hepsi kendi alanında en üsttür ve olmazsa olmaz konumdadır. Peki, yukarıda değindiğimiz gibi çok değişik bakış açıları, çok farklı yetişme biçimleri olan bu hekimlerin hastanın tedavisi konusundaki yaklaşımları çeliştiğinde ne olacak?

Klasik bakış açısıyla “hastanın müdavi hekimi ne derse o olur” diyebiliriz. Hasta, rahatsızlığı nedeniyle bir hekime gitmiş, onun hastası olmuş, o da hastanın tanı ve tedavisinin bazı aşamalarında başka meslektaşlarının fikrini alma gereği duymuşsa (konsültasyon, danışım) ortada bir sorun olmayabilir kuşkusuz. Ancak günümüzün gerçekleri biraz daha farklı, biraz daha karmaşık. Acil servise belki de bilinci yerinde değilken getirilen bir hasta düşünün. Orda görevli bir hekim zorunlu olarak hastayı kabul ediyor. Bir dizi tetkik, bir dizi konsültasyon istiyor. Kendisi hayat kurtarıcı işlemleri yaparken konsültasyon istediği hekimler de bir dizi işlem yapıyor, tetkik istiyor. Mesai saati doluyor, hasta acil serviste başka bir hekime devrediliyor. Konsültan hekimlerden biri hastayı bizim servise yatıralım diyor, bir başkası da aynı şeyi söylüyor. Ve saire, ve saire …  Şimdi burada müdavi hekim kim? 

“Müdavi hekim”in tanımını arıyorum. Eskilerden başlıyorum gözden geçirmeme: Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi, Yataklı Kurumlar Tedavi Yönetmeliği vs, vs. Buralarda sıfat var, ama tanım yok. Daha yeni metinlerde bu eksiklik düşünülerek tanımlama yapılmıştır ümidiyle devam ediyorum aramaya. Rastaldığım bir "yasa tasarısı"nda müdavi hekim şöyle tanımlanıyor: “kamu ve  özel hukuk kişilerine ait sağlık kurum ve kuruluşları ile özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren ve gerçek veya tüzel kişilere ait hastane, poliklinik, dispanser, sağlık kabini, muayenehane, laboratuar ve her ne ad altında olursa olsun tıbbi teşhis, tedavi ve müdahale ile bu maksada matuf yerlerde hastasına tıbbi hizmet veren hekim.” Ne dersiniz, size bir anlam ifade etti mi? Doğrusu, bana hiçbir anlam ifade etmedi. Bu bildiğimiz “hekim”in tanımı, “müdavi” olduğuna göre onu bildiğimiz hekimden ayırt edecek bir özelliği olması lazım. Yasa tasarısı gibi çok önemli bir metinde bu ayırt edici özellik yazmıyorsa söylenebilecek tek söz var: “Ört ki ölem!” İlginçtir “yavru vatan” KKTC’nin Tabipler Birliği Yasası’nda ümit verici bir tanım var: “hastaya bakan ve hastanın tedavisini ve takibini üstlenen hekim.” Evet ümit verici, ama bu tanım da gördüğünüz gibi yaraya merhem değil.

Son yıllarda bir de hastanın hekimini belirleme hakkı işe karıştı. Hasta “benim müdavi hekimim Dr.  Ahmet Bey olacak!” dediği zaman ne yapacağız? Dr. Ahmet Bey o serviste o zamana kadar hastanın tanı ve tedavi aşamalarına hiç müdahil olmamış bir hekim. Üstelik o zamana kadar hastayı üstlenen Dr. Mehmet Bey bu seçimden hiç de memnun değil çünkü performans puanı azalacak yani maddi kayba uğrayacak. Diyor ki Dr. Mehmet Bey, “Bu tamamen Dr. Ahmet Bey’in hasta yakınlarına yaptığı attraksiyonların bir sonucu, ben hastaya gayet iyi hizmet verirken bu hekim değiştirme ihtiyacı nereden ortaya çıktı? Yanlış bir şey yapmışsam, hizmette bir kusur işlemişsem hasta hakları kurulu var, şikayet hatları var, en nihayetinde hukuk yolu var.” Şimdi nasıl ayıklayacağız pirincin taşını?

***

Bunları gündeme getirmem müdavi hekimin kim olduğu konusunda hukuki tartışmalar başlatmak değil. Dikkat çekmek istediğim konu artık hekimliğin tek başına yapılır bir meslek olmaktan çıktığı. Kabul edlelimki günümüzde geleneksel anlamdaki hasta-hekim ilişkisi de can çekişmektedir. Kendimizi, hasta-hekim ilişkisini de kaybetmeden, hasta-takım ilişkisine hazırlamamız gerekiyor. Ne yazık ki bizler bırakın hastayla aramızda bir takım ilişkisi kurabilmeyi daha kendi aramızla böyle bir ilişkiyi kurabilmiş değiliz. Bunun kusurunu kendi dışımızda onlarca faktöre bağlayabiliriz. Hepsinde de gerçekten bir parça vardır muhakkak, ama ben asıl sorunun kendimizde olduğunu düşünüyorum: Yirmibirinci yüzyılın hekimliğine hazır değiliz!