Cuma, Nisan 28, 2006
AB ÜYESİ BAZI ÜLKELERDE HEKİM ÖRGÜTLENMELERİ
Avrupa Birliği(AB) ile ilişkilerimiz konusunda 3 Ekim 2005’te başlayan müzakere süreciyle ülke ve hekimler olarak yeni bir döneme girdiğimizi görmezden gelemeyiz. AB ülkelerinde hekimlerin mesleki örgütlenmeleri konusunda imkanlarımız dahilinde ve sadece internet ortamında ulaşabildiğimiz kaynaklarla sınırlı bir araştırma yaptık. Aşağıda bu araştırmanın kısa bir özetini sunuyoruz.
Almanya
Almanya’daki hekimler bulundukları eyaletin Eyalet Tabip Odası’na üye olmak zorundadırlar. Eyalet yasaları çerçevesinde faaliyet gösteren bu odalar, mesleki, etik ve topluluk ilişkilerine ait standartları saptayarak meslekiçi eğitim ve akreditasyon ile sürekli eğitimden sorumludurlar. Bu faaliyetlerin federal devlet düzeyinde gerçekleştirilmesi için ise 17 Eyalet Tabip Odası’nın birleşmesiyle 394,432 üyesi bulunan Federal Tabip Odası kurulmuştur. Özel hukuka tabi olan Federal Oda sadece önerilerde bulunabilir. Odalara üye olan sağlık mensupları, kendi emeklilik çizelgelerini tutma hakkı gibi birtakım özel haklara sahiptirler.
Avusturya
Avusturya’da hekimleri temsil eden meslek kuruluşu Avusturya Tabip Odaları Birliği’dir. Eyalet düzeyinde faaliyet gösteren 9 adet tabip odasının birleşmesiyle oluşan, “holding” benzeri bir örgütlenmesi vardır. Üyeliğin zorunlu olduğu hekim birliklerinin başlıca işlevi tıp eğitimi, sağlık sigortası fonları ile sözleşme yapılması ve hekim kayıtlarının tutulmasıdır. Eyalet hekim birlikleri hekimlerle sağlık sigortası fonları arasında yapılacak sözleşmelerin belirlenmesi, verilecek hizmetlerin kapsamının belirlenmesi ve belirli sürelerle ödenecek ücretlerin belirlenmesi gibi konularda sağlık sigortası fonları ile görüşmeler yapmaktadır.
Belçika
Belçika’da hekimlik yapabilmek için Tabipler Odası'na üye olmak ve yıllık aidat ödemek zorunludur. Yasadışı ve etikdışı uygulamalarla ilgili denetim Oda'ca yapılmaktadır. Etikdışı işlemler arasında saptanan asgari ücretin altında ücret almak ve reklam yapmak da vardır. Odanın kendine has yargılama sistemi çerçevesinde çeşitli cezai işlemler uygulayabilmektedir. Bu cezaların en ağırı, hekimin iş ruhsatının iptal edilmesidir. Reformlara ilişkin olarak Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan tasarılar Oda ile tartışılmaktadır.
Çek Cumhuriyeti
Çek Cumhuriyetinde sağlık alanında faaliyet gösteren en önemli kuruluşlar arasında Sağlık ve Sosyal Hizmetler Birliği, Tıp Birliği – Çek Tabipler Derneği ve Sağlık Çalışanları Meslek Sektörü Birliği yer almaktadır. Üyeliğin zorunlu olduğu meslek odaları sağlık hizmetlerinin kalitesi, sağlık etiği ve sağlık çalışanlarına ruhsat verilmesi faaliyetlerinden sorumludur. 1997'den beri sağlık hizmeti sunanların oluşturduğu derneklerle sağlık sigortası fonları arasında ücretlerin belirlenmesi için müzakereler apılmaktadır. Kamunun sağlık hizmetlerine katılımı sağlık sigortası fonlarının yönetimi ve gözetimi yoluyla gerçekleştirilmektedir.
Danimarka
Kuruluş tarihi 1857 olan Danimarka Tabipler Birliği’nin 21,860 üyesi vardır (ülkede hekimlerin % 94’ü). Örgüt tıp öğrencilerini üye olarak kabul etmemektedir. DTB üç alt birimden oluşur: 1- Genç Hastane Hekimleri Birliği- Bağımsız çalışma yetkileri olmayan internler ve asistanları bünyesinde toplar; 2- Genel Pratisyenler Kurumu; 3- Tıp Uzmanları Birliği. Yılda bir yapılan Kongre’de Birliğin günlük işleyişini sağlayan bir başkan ve yukarıda anılan her alt birimin ikişer temsilcisinden oluşan DTB Konseyi seçilir. DTB hekim ücretleriyle ilgili müzakerlerde, meslek etiği kurallarının belirlenmesinde ve meslektaşlararası ilişkilerin düzenlenmesinde etkin rol oynar.
Estonya
En önemli meslek kuruluşu Estonya Tıp Derneği olup ülkede bulunan hekimlerin yaklaşık yarısını temsil etmektedir. Komünist rejim döneminde kapatılıp 1988'de yeniden kurulan birlik, Sosyal Hizmetler Bakanlığı veya işverenler ile yürütülen toplu görüşmelerde hekimleri temsil eden asıl kuruluştur. Bakanlıkça belirlenen 35 ana tıbbi uzmanlık dalının her birinin kendi meslek kuruluşları bulunmaktadır. Bu meslek kuruluşları Bakanlık ile yürütülen görüşmelerde kendi temsilcisini atamaktadır.
Finlandiya
Halen Finlandiya’ki hekimlerin %90’ından fazlasının üye olduğu Fin Tabipler Birliği 1910 yılında kurulmuştur. Üyelik zorunlu değildir, bununla birlikte hekimler genellikle tıp fakültesinin 4. sınıfından itibaren Birliğe üye olmaktadırlar. Halen 17 000 dolayında hekim, 1000 dolayında da tıp öğrencisi üyesi vardır. Birliğin en yüksek karar organı olan Temsilciler Konseyi 60 üyelidir ve 3 yılda bir seçimle yenilenir. Seçimlere katılım %60’ın üzerindedir. Temsilciler Konseyi Birliğin yürütme organı olan 10 üyeli Merkez Konseyi’ni seçer. Merkez Konseyi’nin başkanı Birliğin de başkanıdır. Merkez Konseyi’ne yardımcı olmak üzere 15 daimi komite ve çok sayıda geçici çalışma grupları oluşturulur. FTB hekimlerin ücretlerinin belirlenmesinde, çalışma koşullarının iyileştirilmesinde, eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesinde ve karşılanmasında, sağlık politikalarının geliştirilmesinde, sağlık hizmetinde kalite kriterlerinin belirlenmesinde ve kalitenin arttırılması için hekimlerin eğitilmesinde, etik kuralların konulmasında ve uygulanmasında çok etkili rol oynamaktadır. Birlik tarafından yayınlanan Fin Tıp Dergisi her hafta ücretsiz olarak üyelere ulaştırılmaktadır.Finlandiya’da kamuda çalışan hekimlerin maaşları az, iş yükleri ise özellikle bazı bölgelerde ağırdır. Bu olumsuz koşulları bir nebze düzeltebilmek için 2001 yılında FTB öncülüğünde yapılan grev 5 ay sürmüş, uzlaşma sonrasında hekim ücretlerinde memnuniyet verici artışlar sağlanmıştır. Bağımsız bir araştırma kuruluşunca 1999 yılında Finlandiya’da yapılan bir araştırmada 32 meslek örgütü arasında saygınlık açısında birinci sırayı FTB almıştır.
Fransa
Fransa’da hekimlerin iki tür mesleki örgütlenmesi vardır. Bunlardan birincisi olan meslek birlikleri, tıp etiğinden ve mesleki uygulamanın izlenmesinden sorumludurlar. İkincisi olan sendikalar ise mesleki grupların çıkarlarını gözetmektedirler. Farklı mesleklerin olmasının yanı sıra, farklı statülerin de var olması nedeniyle sendikal temsil oldukça parçalıdır. Ayrıca birden fazla sendikaya üye olunabilmektedir. Özel çalışan hekimlerin oluşturduğu altı sendikanın sağlık sigortası fonları ile müzakere ve anlaşma yapma yetkisi bulunmaktadır. Bu çeşitliliğe rağmen pratisyen hekimlerin sadece %29’u sendika üyesidir.Özel çalışan sağlık mensuplarını temsil eden kuruluşlar sağlık sigortası fonları ve Sağlık Bakanlığı’yla bilhassa ödemelere ilişkin çalışma koşullarını müzakere etmektedir. Özel çalışan hekimleri temsil eden bölge sendikaları 1994 yılından itibaren sağlık sisteminin işleyişine ilişkin analiz yapma, ihtiyaçları değerlendirme, eğitimi koordine etme ve hekimler ile sağlık hizmeti alanlara bilgi sağlama gibi görevler de yüklenmiştir. Sendikaların finansmanı hekimlerden alınan aidatlarla sağlanmaktadır.
Hollanda
Hollanda Kraliyet Tıp Birliği, hekimleri temsil etmek üzere 1849 yılında kurulmuş özel bir kuruluştur. Birliğin çatısı altında faaliyet gösteren dört ana meslek grubu: Hollanda Tıp Uzmanları Birliği, Hollanda Ulusal Genel Pratisyenler Birliği, Ulusal Maaşlı Hekimler Teşkilatı, Hollanda Sosyal Tıp Derneği. Her bir kuruluşun görevi, temsil ettiği grubun çıkarlarını korumak üzere özel olarak belirlenmiştir.
İngiltere
İngiltere’deki hekimlerin mesleki kuruluşu olan Britanya Tabipler Birliği aynı zamanda üyelerinin mesleki ve kişisel çıkarlarını koruyan bağımsız bir sendikadır. Üyeliğin gönüllülük esasına dayandığı Birliğe ülkedeki hekimlerin %75’inden fazlası üyedir. Sayıları 135 000’i aşan üyelerin 15 000’ini tıp öğrencileri oluşturmaktadır. Birlik aynı zamanda bilim ve eğitim kurumu, yayın kuruluşu ve limited şirket olarak da fonksiyon görmektedir. BTB tıbbi araştırmaları desteklemek amacıyla önemli ödüller, burslar ve proje destekleri veren sayılı mesleki örgütlerden biridir. İngiltere’de sağlık çalışanlarının kayıtlarından ve tıp mesleğinin yönetiminden Genel Tıp Konseyi sorumludur. Ayrıca sağlık çalışanlarını temsil eden çeşitli sendikalar da bulunmaktadır.Tıp uzmanlık dallarının herbiri bir Kraliyet Koleji tarafından idare edilmektedir. Kraliyet Kolejleri, uzmanlıkların değerlendirilmesi ve verilmesinden, tıp eğitiminin sürdürülmesinden, klinik rehberlerin yayımlanmasından ve tıbbi denetimlerden sorumludur.
İsveç
Ülkedeki hekimlerin %90’ının üye olduğu İsveç Tabipler Birliği hem bir mesleki örgüt hem de sendika olarak görev yapmaktadır. Tıp öğrencileri için Birliğe bağlı İsveç Tıp Öğrencileri Birliği kurulmuştur. İTB hekim maaşlarının belirlenmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, sağlık sisteminin organizasyonu ve finansmanı, sağlık hizmetlerinde kalitenin ve hasta güvenliğinin arttırılması, etik kurallar konulması ve uygulanması, hekimlere hukuki danışmanlık hizmetleri sağlanması gibi konularda etkili çalışmalarıyla dikkat çekmektedir.
Lüksemburg
Sağlık mensupları farklı iki tür meslek grubu içerisinde temsil edilmektedir:-Üyelerini ilgilendiren yasa değişiklikleri konusunda hükümet ile resmi görüşmeler yapma hakkına sahip gruplar. Yasa gereği, hükümet yapacağı yasal düzenlemelere ilişkin olarak bu grupların görüşünü almak zorundadır. Hekimleri, diş hekimlerini ve eczacıları temsil eden Tıp Koleji ile diğer sağlık çalışanlarını temsil eden Belirli Sağlık Meslekleri Üst Kurulu bu tür meslek kuruluşlarının başında gelenleridir.-Her bir uzmanlık alanı için kurulmuş olan bireysel meslek dernekleri. Yasal olarak, hükümetin bu tür kuruluşlara yasal değişiklikler hakkında görüş sorma mecburiyeti bulunmamakla birlikte, uygulamada bu kuruluşların görüşlerine de başvurulduğu görülmektedir.
Macaristan
Macar Tabip Odası, 1988'de yeniden açılmış ve önceleri gönüllülük temelinde faaliyet göstermiştir. 1994'ten beri ise mesleğini icra eden hekimler için Macar Tıp Odasına üye olmak zorunludur. Odanın tıp mesleği için etik kuralları yayımlama, kuralları ihlal edenlere disiplin cezası verme, sağlıkla ilgili konularda görüş bildirme ve hekimlerle Ulusal Sağlık Sigortası Fonu İdaresi arasında belirlenen sözleşme koşullarını veto etme yetkisi vardır.
Polonya
Meslek dernekleri, yasal kuruluşlar ile meslek okulları veya akademilerin sayılarının yanı sıra planlama ve düzenleme faaliyetlerindeki etkilerinin de artış gösterdiği belirtilmektedir. Günümüzde meslek dernekleri ile sendikaların sağlık politikasının belirlenmesinde aktif bir rol oynadığı görülmektedir. Söz konusu kuruluşların daha militan bir hale geldiği ve grev de dahil olmak üzere çeşitli eylemlerde bulunmaya hazır hale geldikleri belirtilmektedir. 1989 yılında kurulan Tabip Odasına yasal olarak hekimlerin kaydını tutma sorumluluğu verildiği ve sağlık politikası ile tıp eğitim alanlarında önemli bir rol oynadığı görülmektedir.PortekizBu ülkede hekimleri temsil eden iki sendikadan başka bir de Tıp Derneği bulunmaktadır. Tıp Derneğine üyelik zorunludur. Derneğin başlıca faaliyetleri akreditasyon, çalışma ruhsatı vermek, uzmanlık eğitim sertifikası vermek, hekimlere gerektiğinde ceza vermek suretiyle disiplin kurullarının uygulanmasını sağlamaktır. Ayrıca lisansüstü tıpta uzmanlık eğitiminden de Sağlık Bakanlığı ortaklaşa sorumludur.
Slovakya
Slovak Tıp Odası 1992 yılında kurulmuştur. Üyelik zorunludur. Hekimlerin mesleki standartlara uygunluğunu sağlamak, devlet ve özel sağlık kuruluşlarını teftiş ve kontrol etmek, bağlayıcı yasal düzenlemeler ve performansa dayalı ödeme çizelgelerini oluşturmak gibi görevleri vardır. Ayrıca, sağlık kuruluşlarındaki önemli görevlere seçimle yapılan atama sürecine ve üyelerinin sürekli eğitim sürecine de katılmaktadır. 2004 yılında kabul edilen Sağlık Hizmeti Sunanlar, Sağlık Çalışanları ve Sağlık Hizmetleri Meslek Örgütlerine Dair Kararname ile birlikte odaların yetkilerinde önemli değişiklikler yapılmıştır. Söz konusu değişikliklerin büyük bir kısmını, sağlık hizmeti sunan çalışanların gönüllü üyeliği, sağlık hizmeti sunumu yapanlara çalışma izni verilmesi ve sağlık çalışanlarına sürekli eğitim verilmesi alanındaki rolün güçlendirilmesi oluşturmaktadır ki, bu son düzenlemenin hastaların korunmasına katkı sağlaması beklenmektedir. Ayrıca Slovak Tıp Derneği mesleki içerikli konferansların, toplantıların ve çalıştayların düzenlenmesi konusunda aktif bir rol üstlenmektedir. Derneğe, gönüllülük esasına dayalı üyelik mevcut olup dernek faaliyetleri Sağlık Bakanlığı tarafından finanse edilmektedir.
Slovenya
Slovenya Tabip Odası ihtisas, ruhsatlandırma, tıbbi etik kuralların oluşturulması ve yayımlanması ve mesleki uygulamanın denetlenmesi gibi faaliyetlerden sorumludur. Hastalarla doğrudan temas halinde bulunan tüm çalışanlar için meslek odalarına üyelik zorunludur. Hekimler tarafından gönüllülük esasına dayalı olarak kurulan bir sivil toplum örgütü olan Sloven Tıp Birliği, uzmanlık konularını görüşmekte ve Slovenya Tabip Odasına çeşitli önerilerde bulunmaktadır. Dernek bir tıp dergisi de yayımlanmaktadır. Ayrıca, halk sağlığı kurumlarının oluşturduğu ve gerçek kişilerin de üye olabildiği Slovenya Sağlık Kurumları Derneği bulunmaktadır. Bu dernek, sağlık hizmeti sağlayıcılarının çıkarlarını temsil eden kuruluşlardan birisi olup hizmet satın alanlar ile yapılan görüşmelerde de yer almaktadır.
Değerlendirme
AB üyesi ülkelerde standart bir hekim örgütlenmesi yoktur. Her ülke kendi dinamiklerine göre değişik yapılanmalara gitmiştir. Genel olarak bu örgütlenmelerin gönüllü katılım esasına göre kurulmuş hükümet dışı kuruluşlar olduğu söylenebilir. Ülkemizde genellikle iktidar çevrelerinde öne sürülen "Tabip Odaları meslek etiği ve benzeri konularla uğraşsın, ülkenin sağlık politikalarına ya da hekimlerin maaşlarına karışmasın" türü söylemlerin dahil olmaya çalıştığımız AB ülkelerinde kabul görmediği dikkat çekmektedir. Dikkat çeken diğer hususlar da AB ülkelerindeki hekim birliklerinin çok sayıda profesyonel eleman istihdam ettiği, etik kurallara uymayanlara ciddi ağır maddi cezalar verdiği, özellikle yayıncılık alanında tüm dünyaya hitap eden bir şirket gibi çalıştığıdır.
Genel Kaynaklar:
1-http://euro.who.int/observatory/Hits/TopPage(erişim tarihi 11. 10. 2005)
2-http://www.saglik.gov.tr/extras/birimler/abkd/ARASTIRMALAR/Tabip-odalari.doc
Perşembe, Nisan 20, 2006
KONUŞA KONUŞA
Konya’da da belediyelerimiz halkı yönetime katma açısından bu tür çalışmalar yapmaktadırlar. Bu açıdan Selçuklu Belediyesi yaptığı çalışmalarla her zaman kişisel olarak taktir ettiğim ve bu köşeden de bu duygularımı kamuoyu ile paylaştığım bir belediyedir. Kuşkusuz bir kişi ya da kurumun bazı çalışmalarını beğenmek her yaptığı işi desteklemek anlamına gelmez. Eğriye eğri doğruya doğru demek insanlık görevi.
5 Nisan 2006 tarihli yazımda bazı gazete haberlerine değinmiştim. Bu haberlerden biri bir merkez ilçe belediyemizin bir firmaya verdiği plaketi konu almaktaydı. İsim anmamıştım ama Selçuklu Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Sayın Ali Düz bu haberle ilişkili yorumumuzu okuyunca bir açıklama gönderme gereğini hissetmiş. Duyarlılığından dolayı kendisine teşekkür ediyorum.
Sayın Düz açıklamasında Selçuklu Belediyesi’nin sosyal-kültürel ve sanatsal çalışmalarından bahsetmiş. Bir çoğuna katılamasam da aktif vatandaş olmaya çalışan bir birey olarak bu çalışmaların hepsinden haberdarım ve Konya’da yaşayan bir kişi olarak bunların fevkalade yararlı olduğuna inanıyor ve gurur duyuyorum.
Belediyelerin bu tür etkinliklerde özel sektörden en azından sponsorluk bazında destek almaları son derece doğaldır. Ancak sponsorluğun koşulları olsa gerektir. Bir kamu kurumu sponsor ararken kurallarını koymalı ve teklifini bu kurallar çerçevesinde konuyla ilgili tüm kurum ve kuruluşlara götürmelidir. Tabii ki ben emsal kişilerin mesleği gazetecilik ya da habercilik değil hafta bir yorum yazmaktan ibaret olduğu için Selçuklu Belediyesi bunu yapmış mıdır yapmamış mıdır bilmem de araştırmam da mümkün değildir. Aslolan kamu kurumu yetkililerinin böylesi konularda yorum yapanları kınayan bir tavır içinde olmaları değil, bu konuları artık internet ve e-posta sistemleriyle basın mensuplarının masasına kadar rahatça ve masrafsız olarak gönderilebilen basın bültenleri vasıtasıyla kamuoyu ile paylaşmalarıdır.
Sayın Düz’ün açıklamalarından Selçuklu Belediyesi’nin etkinliklerine katkıda bulunan 10 firmanın tamamına plaket verildiği ancak bunlardan sadece birinin söz konusu olan firmanın çabalarıyla basına yansıdığı anlaşılmaktadır. Buradaki etik garabetin üzerinde belediyelerin de, gazetelerin de, firmaların da, saydığım kurum ve kuruluşların bağlı bulundukları meslek örgütlerinin de ayrı ayrı değerlendirmesi gerekir herhalde. Ben burada bir değerlendirme yapıp polemikçilik yapmayı uygun bulmuyorum.
Sayın Düz’ün gerçekten aydınlatıcı olan açıklamasının son bölümünü buraya aktarmakta yarar var: “Yazınızı hazırlarken hakkında yazacağınız kişi ve kurumla görüşerek konunun mahiyeti hakkında detaylı ve doğru bilgi edinebilir, kamuoyunda oluşacak yanlış kanaatlerin önüne geçebiliriniz. Duyarlı ve tarafsız gazeteciliğin gereği budur.”
Yukarıdaki satırlar gerçekten de önemli mesajlar içeriyor. Basınımızdaki eksik kalan bir noktaya dikkatlerimizi çekiyor: Bir haber hazırlanırken bütün tarafların görüşünü almak. Ancak bu mesajın adresinde bir yanlışlık olduğunu sanıyorum. Bendeniz habercilik yapmıyorum ki. Sadece yorum yazıyorum. “Köşe”yi gazetenin haber kısımlarından ayırmanın anlamı da bu değil mi? Köşede haber değil kişisel yorumlar bulunması gayet doğaldır. Üstelik bu yorum somut bir delile, bir hatta birkaç gazetede yayınlanan bir haber üzerine yapılmıştır. Ayrıca hiçbir kurum ya da kişinin adının anılmamasına da özen gösterilmiştir. Hatta köşe yazım bu haberlerle ilgili olarak kamuoyunda anılan belediye hakkında oluşan yanlış kanaati düzeltme imkanını da sağlamıştır.
Konuşa konuşa doğruyu bulacağımıza inanıyorum. Ancak şunu gözden kaçırmayalım: konuşmaların kamuoyu önünde olması örnek almaya çalıştığımız Batı toplumlarının, kapalı kapılar arkasında olması ise Şark toplumlarının özelliğidir.
-----------------------------------------------------------------------------------
Bu dünya yapıp ettiklerimizin yankılanıp bize döneceği bir dağdır. Mevlana C. Rumi
BÜYÜK ŞEHİRDE KÜÇÜK İŞLER
Alın şu haberi: “Güneş tutulması Konya için fırsat.” Doğaldır ki güneş tutulmasının en iyi ve en uzun süre izleneceği şehir olması Konya için bir ayrıcalıktır. Bu ayrıcalık nedeniyle ülke içinden ve dışından bir çok kişi Konya’ya gelecektir. Adım gibi eminim ki bunların kahir ekseriyeti şehrimizde ya bir gece kalacak ya da hiç kalmayacaktır. Dolayısıyla bunların Konya gibi büyük bir şehre katkılarının ne kadar olacağı meçhuldür. Bu tür olaylar küçük ve orta ölçekli ilçeler ya da kasabalar için “fırsat” olarak nitelendirilebilir ama Konya gibi büyük bir şehir için asla. Bu gibi sözlerle farkında olmadan da olsa Konya’yı ilçe-kasaba seviyesinde göstermek hiç de şık durmuyor.
Bir başka haber: “Konya’nın yatırıma ve tanıtıma ihtiyacı var.” Artık bıktırdı bu tür kanaatimce haber değeri taşımayan haberler. Sanırsınız ki Konya’da değil de Kenya’nın bir şehrinde, açlık, yoksulluk ve hastalıklarla mücadele eden, kimsenin bilmediği, zaman zaman yolunu şaşırmış kabilinden bir otobüs yabancı gelip üç beş kuruş bıraktığında ahalinin rahat bir nefes alabildiği bir şehrinde yaşıyorsunuz. Allahaşkına bırakalım artık bu yatırım ve tanıtım muhabbetini. Bu yukarıda verdiğim örnekte olduğu gibi küçük ve orta ölçekli ilçeler ya da kasabalar için mazur görülebilecek bir söylem biçimidir. Kusura bakılmasın ama durmadan “ben eksiğim, ben kusurluyum, ben kendimi tanıtamıyorum, ben daha çok şeyler yapmalıyım” deyip duran, kendine güvensiz, kompleksli bir birey gibi sızlanıp durmak bu şehir adına söz söyleyenlere yakışmıyor. Mutlaka eksiklerimiz vardır, mutlaka geliştirilecek yönlerimiz vardır. Bunların sözünü edip durmanın değil gereğini yapmanın vaktidir.
Şu haber ise küçük dil yutturan cinsten: “ …. ‘a plaket.” Bunda hayret edip küçük dil yutulacak ne var dediğinizi duyar gibiyim. İzah edeyim efendim. Haber başlığının nokta nokta olan yerinde bir “Sağlıklı Yaşam- Antiaging ve Güzellik Merkezi”inin ismi var. Plaketi veren ise bir Konya2nın en büyük merkez ilçe belediyesi. Merkez’in plakete layık görülme nedeni “bu güne kadar Konya’lı hanımlara verdiği hizmetler”miş. Haberde Merkez’in yetkilisi olan doktorun açıklamaları yer alıyor. Alacak elbette, kişi olarak böyle açıklamalarda bulunmak en doğal hakkıdır. Bir de, adını vermeyeyim, plaketi takdim eden Konya’nın en büyük merkez ilçesinin belediye başkanının açıklaması var haberde. Sayın Başkan’ın açıklamasına karşı tavrım doktor arkadaşımızınkine olduğu gibi “kişisel hakkıdır” şeklinde olamaz kuşkusuz, çünkü Sayın Başkan hem biri kamu kurumunu hem de hem de bir merkez ilçenin halkını temsil ediyor. Sayın Başkan aklı estiği zaman bir özel şirkete benzerlerinden ayırarak plaket vermez, hakkında basına açıklama yapamaz. Bunları yaparsa yanlış olur. Sayın Başkan’ın geçerli bir nedeni olması gerekir. Tarafsız bir komisyon kriterleri belirleyip aynı kategorideki tüm şirketleri değerlendirmeye tabi tuttuktan sonra bu tür plaketleri kuşkusuz verilebilir.
Böyle küçük işlerde dahi taraflı davranılıyormuş görüntüsü verilmesi Konya gibi büyük bir şehrin en büyük merkez ilçe belediyesine de Sayın Başkan’ına da yakışmaz. Haberde anılan şirket konusunda Konya’da ilk değildir, göğüslerimizi kabartacak olağanüstü bir iş yaptıklarını da duymadık, üstelik plaketi veren en büyük merkez ilçe belediyemiz sınırları dahilinde de faaliyet göstermemektedir. Peki düğün değilken bayram değilken Sayın Başkan bu plaketi neden vermiştir?
------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu dünya yapıp ettiklerimizin yankılanıp bize döneceği bir dağdır. Mevlana C. Rumi
KISA BİR ARA
Köşe yazarları bu tür bir başlık attıklarında ya yıllık izinlerinin bir bölümünü
kullanmak için için yurtdışına giderler ya da yeniden yazmaya başladıklarında
anlaşılacağı üzere önemli bir ameliyat geçirmek üzere hastaneye yatarlar. Çok şükür
kısa bir ara vereceğimiz haftalık köşe yazılarımız değil. Ara verdiğimiz ve herkesten
de vermesini şiddetle talep ettğimiz şey televizyon seyirciliği.
Bilenler hatırlasın, bilmeyenler benden duysun: Her yıl Nisan ayının son Pazartesi
günü başlayan hafta TV izlememe haftasıdır. Bu yıl 24-30 Nisan 2006 tarihleri
arasında idrak edeceğimiz bu hafta boyunca "TV TURN OFF WEEK" adıyla dünya çapında etkinlikler düzenlenir. Bu etkinliklerde televizyonun zararları, özellikle de çocuklara olan zararları anlatılır, alternatif eğlenme, öğrenme ve haber alma kaynakları dile getirilir.
Bazı etkinlikler vardır, marjinal gruplarca, radikal siyasi örgütlerce düzenlenir ve desteklenir. İlk bakışta "TV kapatma haftası" da bunlardan biriymiş gelebilir sizlere. Ama gerçek böyle değil. Başta ABD ve İngiltere olmak üzere yüzlerce sivil toplum kuruluşu bu haftayı aktif olarak desteklemektedir. Hatta Kanada'da devletin resmi sağlık teşkilatı okullarda ve iş yerlerinde bu haftayla ilgili etkinliklerin resmen düzenlenmesine ön ayak olmakta, eğitici materyal sağlamakta, katılım sertifikaları düzenlemektedir.
Türkiye'de "TV kapatma haftası"nın öncülüğünü Tüketiciler Birliği yapmaktadır. Dört yıldır bu etkinliği düzenleyen Tüketiciler Birliği’nin internet sitesinde 20 kadar örgütün bu etkinliğe destek verdikleri belirtilmektedir. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi ve belgelerin bulunduğu sayfaları (www.turnofftv.tuketiciler.org) ziyaret etmenizi öneriyorum, özellikle de sizin de katkıda bulunabileceğiniz www.turnofftv.tuketiciler.org sloganlar.asp adresindeki “sloganlar” sayfasını … İşte sayfadan hem gülümseten hem de derin derin düşündüren bazı sloganlar:
- Verdiğiniz rahatsızlık nedeni ile açamıyoruz.
- Verdiğiniz rahatsızlık nedeniyle kapalıyız…
- Yaşama seyirci kalmayın.
- Yaşama da bir -hafta- şans verin. Bu hafta TV'nizi kapatın
- Ben özgürüm, TV tutsağı değilim.
- Tv olmadan da yaşam var.
- Televizyonu kapa, gözünü aç.
- Celladını alt edemeyen insan ona aşık olur.
- Televizyon yoğun bakım ünitesi değildir, onsuz da yaşanır.
- Başkalarının programına değil kendi programınıza bakın.
- Televizyonunu kapat yaşamı aç.
- Kumandana sahip ol.
- Geçici süre kapalıyız.
- Yıl boyu verdiğin rahatsızlıktan dolayı 1 hafta bakımdayız.
- Kendi programınıza bakın.
- Kapatıyorum öyleyse varım...
Tüm bu yapılanlar tabii ki güzel şeyler, ama yeterli olduğunu düşünmek mümkün değil. Daha fazla toplumsal destek, daha fazla katılım gerekiyor. Bu nedenle bu yıl biz de kar amacı gütmeyen bir gönüllü kuruluş olan Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi olarak bu haftayı gündemimize aldık ve İngiltere'de faaliyet gösteren "white dot" adlı kuruluşla irtibata geçtik. White dot'ın deneyimlerinden yaralanarak hazırladığımız programı önümüzdeki hafta sizlerle paylaşmayı umuyoruz.
Okullarda yükselen şiddet ile Kurtlar Vadisi ve benzeri TV dizileri arasındaki ilişkilerin dillendirildiği bu günlerde bizim resmi makamlarımız için de "TV kapatma haftası" iyi bir fırsat.
Umarım sivil toplumu, gönüllü kuruluşları ve basını da yanlarına alarak tüm dünya ile aynı anda bu fırsattan yararlanırlar.
------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu dünya yapıp ettiklerimizin yankılanıp bize döneceği bir dağdır. Mevlana C. Rumi
Cuma, Nisan 07, 2006
KONYA'DAKİ YAYA ÜST VE ALT GEÇİTLERİNİN BEDENSEL ENGELLİLER İÇİN UYGUNLUK DURUMU

Oktay Sarı, Fatih Kara, Nazmi Zengin
Toplum Sağlığı Araştırma Ve Geliştirme Merkezi
AMAÇ: Bu çalışmada Konya şehir merkezinde bulunan yaya üst ve alt geçitlerinin, bedensel engellilerin geçişine uygun olup olmadığının değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
YÖNTEM: Konya şehir merkezinde 5 yaya üst geçidi ile 1 yaya alt geçidi bulunmaktadır. Hepsi de Selçuklu ilçesi sınırları içerisindedir. Yaya geçitlerinin basamaklarının genişlik, uzunluk ve dik yüzünün uzunluğu ölçüldü.
BULGULAR: Yaya geçitlerinden ölçülen değerler aşağıdaki tabloda belirtilmiştir. Üst ve alt geçitlerin hiçbirinde bedensel engellilerin geçmesi için asansör bulunmamaktadır.
Geçidin adı-Basamak genişliği (cm)-Basamak uzunluğu (cm)-Basamak dik yüzünün uzunluğu (cm)
Aydınlıkevler Gazeteci Orhan Samur Üst Geçidi-271-29-19
Sanayi Üst Geçidi-285-32-16
Eski Otogar Üst Geçidi-122-30-18
Doğumevi Üst Geçidi-132-30-17
Kerkük Caddesi Üst Geçidi-150-27-16
Yeraltı Çarşısı Alt Geçidi-252-30-18
SONUÇ: Şehir yapılanmasında bedensel engellilerin düşünülmemesi, sağlıklı şehirlerin oluşumunun önünde bir engeldir. Şehirleşmede 'hak' kavramı yeni yeni oluşmaktadır. Şehir imkânlarından engellilerin de yararlanma hakkı henüz belediyeler tarafından özümsenmemiştir. Konya'da son birkaç yılda yapılan kaldırımlarda, özellikle Nalçacı caddesi ve Hastane caddesinde, bedensel engellilerin çıkabileceği standartlar yakalanmaya çalışılmıştır. Fakat şehir geneli göz önüne alındığında kat edilecek mesafenin çok fazla olduğu gözlenmektedir. Yaya üst ve alt geçitlerinde asansörün bulunması engelliler için bir ihtiyaçtır. Asansör kullanımının suiistimal edilmemesi için engellilere verilecek bir kart ile sorun çözümlenebilir. 2005 yılında yapılan Kerkük Caddesi Üst Geçidi'nde bile asansörün düşünülmemiş olması oldukça düşündürücüdür. Pek çok gelişmiş ülkede, umuma açık yerlerin ve binaların özürlülere yönelik olarak düzenlenmesini sağlayan yasal düzenlemeler mevcuttur. Japonya'daki yasal düzenlemeye göre merdivenlerin genişliği en az 150 cm, uzunluğu 30 cm ve dik yüzünün uzunluğu en fazla 16 cm olmalıdır. Asansörü olmayan geçitlerde bu değerler sadece düşük düzeyde bedensel engele sahip olanlar için fayda sağlayacak, diğerleri için hiçbir önemi olmayacaktır. Bu kriterlere göre 6 geçitten sadece 2'si standartlara uygundur. Diğerlerinde kriterlerden en az 1 tanesi uygun değildir. Ayrıca Japonya standartlarına göre merdiven basamağının rengi, dik yüzün renginden farklı olmalı ki, bizdeki geçitlerin hiçbirinde bu husus mevcut değildir. Bedensel engelliler toplumun bir parçasıdır. Ayrıca ülkemizde en sık görülen engellilik şeklidir. Toplumun diğer kesimlerinin sahip olduğu imkânlardan yararlandırılmaları, onlara lütuf değil, bir haktır. Bu hakkı onlara öncelikli olarak tanıyacak olan da belediyelerdir. Konya, nüfus olarak Türkiye'nin 7. büyük şehridir. Mevcut 6 alt ve üst geçidin hiçbirinde asansör bulunmaması, merdiven ölçüleri bakımından da yalnızca 2'sinin standartlara uygun olması, belediyelerin henüz bedensel engelli bireylerin varlıklarından tam olarak haberdar olmadıklarını göstermektedir.
Çarşamba, Nisan 05, 2006
VE SONUNDA BULDUM VATANIMI
Ve sonunda buldum vatanımı
Gömüldüğümde-eğer gömülürsem-
Mezar taşıma adımın
Dosdoğru yazılacağı toprağı
Bu toprak alacak beni kollarına
Fırlatılmış bir sadaka kutusu gibi
Nasılsa kimse istemiyor artık
Savaş günlerinden kalma meteliği
Ya da demirden yüzüğü, üstünde
Yeni dünya, özgürlük ve vatan yazan
Yasalarımız hala savaşa teşne
Altın yüzüklerse tercihe şayan
Yanlız kaldım uzun zaman
Ziyaretime geldi sonra kalabalıklar
Kalsalardı sevinecektim ama
Sen yanlız yaşarsın deyip bıraktılar
İşte böyle yaşadım boşuboşuna
Benim bunu ilk açık eden de
Öylesine rezil rüsva ettilerki beni
Şimdi ölümüm bile beyhude
Ömrümce denedim hep
Feleğin çarhına direnmeyi
Zarar verdiğimden çok
Zarara uğradım yazık ki
İlkbahar iyidir, yaz da
Sonbahar daha iyidir, ama kış en iyi
Başkaları için bir aile ve ev uğruna
Terketmişsen tüm ümitlerini
Türkçeleştiren: N. Zengin