Perşembe, Nisan 20, 2006

BÜYÜK ŞEHİRDE KÜÇÜK İŞLER

Konya yüzölçümüyle olduğu kadar nüfusuyla da, ticaret hacmiyla da, kültürel zenginliği ve hareketliliğiyle de, insanlarının kafa ve kol gücüyle de büyük şehirdir. Ne yazık ki bu büyüklüğün zaman zaman yerel gazetelerde yayınlanan bazı haber ve köşe yazılarını okuyunca küçük işlere kurban edildiğini görüyor ve bu şehri seven biri olarak üzülüyorum.

Alın şu haberi: “Güneş tutulması Konya için fırsat.” Doğaldır ki güneş tutulmasının en iyi ve en uzun süre izleneceği şehir olması Konya için bir ayrıcalıktır. Bu ayrıcalık nedeniyle ülke içinden ve dışından bir çok kişi Konya’ya gelecektir. Adım gibi eminim ki bunların kahir ekseriyeti şehrimizde ya bir gece kalacak ya da hiç kalmayacaktır. Dolayısıyla bunların Konya gibi büyük bir şehre katkılarının ne kadar olacağı meçhuldür. Bu tür olaylar küçük ve orta ölçekli ilçeler ya da kasabalar için “fırsat” olarak nitelendirilebilir ama Konya gibi büyük bir şehir için asla. Bu gibi sözlerle farkında olmadan da olsa Konya’yı ilçe-kasaba seviyesinde göstermek hiç de şık durmuyor.

Bir başka haber: “Konya’nın yatırıma ve tanıtıma ihtiyacı var.” Artık bıktırdı bu tür kanaatimce haber değeri taşımayan haberler. Sanırsınız ki Konya’da değil de Kenya’nın bir şehrinde, açlık, yoksulluk ve hastalıklarla mücadele eden, kimsenin bilmediği, zaman zaman yolunu şaşırmış kabilinden bir otobüs yabancı gelip üç beş kuruş bıraktığında ahalinin rahat bir nefes alabildiği bir şehrinde yaşıyorsunuz. Allahaşkına bırakalım artık bu yatırım ve tanıtım muhabbetini. Bu yukarıda verdiğim örnekte olduğu gibi küçük ve orta ölçekli ilçeler ya da kasabalar için mazur görülebilecek bir söylem biçimidir. Kusura bakılmasın ama durmadan “ben eksiğim, ben kusurluyum, ben kendimi tanıtamıyorum, ben daha çok şeyler yapmalıyım” deyip duran, kendine güvensiz, kompleksli bir birey gibi sızlanıp durmak bu şehir adına söz söyleyenlere yakışmıyor. Mutlaka eksiklerimiz vardır, mutlaka geliştirilecek yönlerimiz vardır. Bunların sözünü edip durmanın değil gereğini yapmanın vaktidir.

Şu haber ise küçük dil yutturan cinsten: “ …. ‘a plaket.” Bunda hayret edip küçük dil yutulacak ne var dediğinizi duyar gibiyim. İzah edeyim efendim. Haber başlığının nokta nokta olan yerinde bir “Sağlıklı Yaşam- Antiaging ve Güzellik Merkezi”inin ismi var. Plaketi veren ise bir Konya2nın en büyük merkez ilçe belediyesi. Merkez’in plakete layık görülme nedeni “bu güne kadar Konya’lı hanımlara verdiği hizmetler”miş. Haberde Merkez’in yetkilisi olan doktorun açıklamaları yer alıyor. Alacak elbette, kişi olarak böyle açıklamalarda bulunmak en doğal hakkıdır. Bir de, adını vermeyeyim, plaketi takdim eden Konya’nın en büyük merkez ilçesinin belediye başkanının açıklaması var haberde. Sayın Başkan’ın açıklamasına karşı tavrım doktor arkadaşımızınkine olduğu gibi “kişisel hakkıdır” şeklinde olamaz kuşkusuz, çünkü Sayın Başkan hem biri kamu kurumunu hem de hem de bir merkez ilçenin halkını temsil ediyor. Sayın Başkan aklı estiği zaman bir özel şirkete benzerlerinden ayırarak plaket vermez, hakkında basına açıklama yapamaz. Bunları yaparsa yanlış olur. Sayın Başkan’ın geçerli bir nedeni olması gerekir. Tarafsız bir komisyon kriterleri belirleyip aynı kategorideki tüm şirketleri değerlendirmeye tabi tuttuktan sonra bu tür plaketleri kuşkusuz verilebilir.

Böyle küçük işlerde dahi taraflı davranılıyormuş görüntüsü verilmesi Konya gibi büyük bir şehrin en büyük merkez ilçe belediyesine de Sayın Başkan’ına da yakışmaz. Haberde anılan şirket konusunda Konya’da ilk değildir, göğüslerimizi kabartacak olağanüstü bir iş yaptıklarını da duymadık, üstelik plaketi veren en büyük merkez ilçe belediyemiz sınırları dahilinde de faaliyet göstermemektedir. Peki düğün değilken bayram değilken Sayın Başkan bu plaketi neden vermiştir?

------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu dünya yapıp ettiklerimizin yankılanıp bize döneceği bir dağdır. Mevlana C. Rumi

Hiç yorum yok: