Vincent Van Gogh, bir papazın oğlu olarak 30 Mart 1853'de Hollanda'nın güneyinde Brabant yöresindeki bir köyde dünyaya geldi. Ailesinin altı çocuğunun en büyüğüydü. Yakın akrabaları tablo taciri olan Vincent , 16 yaşında amcasının resim galerisinde satıcı olarak hayata atıldı.
Lahey, Londra ve Paris'teki galerilerde çalışarak resim dünyası ile tanıştı, ünlü ressamların eserlerini inceleme fırsatı buldu. Londra'dayken sevdiği bir kızın onu reddetmesi üzerine hayata bakışı karamsarlaştı, insanlardan uzaklaştı. Bir süre sonra, içinde uyanan din tutkusuna kapılarak rahip oldu. Belçika'nın madencilik bölgesi Borinage'da rahip olarak bulunduğu iki yıllık dönemde gözlemlediği sefalet ve girdiği bunalım sonucu dinden uzaklaşıp ressam olmaya yöneldi.
Otoportre
İnsanların yalnızlık, hüzün ve acılarını resmeden Vincent van Gogh'un tıbbi geçmişi karmaşıktır. Retrospektif olarak yapılan değerlendirmelerde onun epilepsi, Ménière hastalığı, bipolar bozukluk, alkolizm, apsent adlı sert bir içkiyi kullanmaya bağlı akut intermitan porfiri ve sifiliz gibi hastalıkların birinden ya da bir kaçından muztarip olabileceği öne sürülmüştür. Sık sık tekrarlayan hastalıkları nedeniyle doktorlarla teması eksik olmayan Van Gogh bu doktorlardan üçünün resimlerini de yapmıştı.
Anvers'te bulunduğu 1886 yılında dispepsi ve sifiliz kuşkusuyla başvurduğu Dr. Hubertus Amadeus Cavenaille'e muayene ve tedavisi için ödeyecek parası olmadığını ancak kendisinin portresini yapabileceğini söylemiştir. Van Gogh'un Dr. Cavenaille portresi ne yazık ki kaybolmuştur.
Devam etmeye başladığı Anvers Akademisi'nden akademik kurallara uymayı reddetmesi üzerine 3 ay sonra ayrılmak zorunda kalan Van Gogh, kardeşi Theo'yla buluşmak üzere Paris'e gitti. Burada çok verimli çalışmalar yapmasına rağmen kent yaşamından yoruldu, zihinsel ve fiziksel olarak tükenmişlik hissetmeye başladı. "Daha parlak bir gökyüzü altında doğaya bakabilme" özlemi onu sarmıştı.
Şubat 1888'de Paris'i terk edip sağlığına iyi geleceğini düşündüğü Arles'e yerleşti. Arles'te bir ev kiraladı ve sarı renklerle dekore etti. Paul Gauguin ve diğer izlenimci ressamları buraya davet ederek bir sanatçılar kolonisi oluşturmaya çalıştı. Ancak 24 Aralık 1888'de yıldızının bir türlü barışmadığı Gauguin'le kavga edip onu öldürmeye kalkıştı. Ardından da kendisine bir ceza olarak sol kulağını kesti ve Arles Hastanesi'ne kaldırıldı.
Arles Hastanesi'nde tedavisini üstlenen cerrah Dr Félix Rey'in ilgisinden çok memnun kalan Van Gogh, kardeşi Theo'ya Dr. Rey'in bir portresini yapacağını yazar. Gerçekten de Ocak 1889'da taburcu olduktan on gün sonra Félix Rey'in Portesi'ni yapmaya başlar. Bu eser Van Gogh'un en hoş portrelerinden biridir. Dr. Rey doğrudan size bakar. Hatları ufak kontrollü fırça darbeleri yardımıyla açıkça belirlenmiştir. Van Gogh bu tekniği Gauguin'den almıştır. Van Gogh'un geçirdiği krizi ele veren girdap motifleri sadece arkaplan motifi olarak kullanılmıştır. Hastane günlerinde yakın ilgisini esirgemeyen Dr Rey'e bir şükran ifadesi olarak yapılan bu tabloyu Van Gogh doktoruna verir. Tabloyu kümesinin duvarındaki bir deliği kapamak için kullanmasından yola çıkarak Dr. Rey'in bu tablonun sanatsal değerini idrak edemediğini söyleyebiliriz.
Dr. Félix Rey'in Portresi (1889, Moskova'da Puşkin Müzesi'nde bulunmkatadır)
Van Gogh, Saint-Rémy-de-Provence'taki Saint-Paul-de-Mausole Akıl Hastanesi'nde bir yıl kaldıktan sonra Mayıs 1890'da Paris yakınlarındaki Auvers-sur-Oise'e yerleşti. Kardeşi Theo'nun yardımıyla Dr Paul Ferdinand Gachet'in tedavisi altına girdi. Dr. Gachet sinir hastalıkları ve homoeopati uzmanıdır. Hem bir ressam, hem de Pissarro ve Cézanne gibi izlenimcilerin hamisi olan Dr. Gachet, Van Gogh'la sanat sevgisini de paylaşmaktaydı. Theo'ya yazdığı bir mektupta ondan "Doktor Gachet benim için gerçek bir arkadaş. Fiziksel olarak olduğu kadar zihinsel olarak da birbirimize benzediğimiz için kardeş gibi bir şey. Çok sinirli ve tuhaf davranışlı bir adam." diye bahseder. Dr. Gachet psikiyatrik hastalıkların tedavisinde uğraşı tedavisinin rolüne inandığı için Van Gogh'u resim yapma konunda sürekli teşvik etmiştir.
Ölüm tarihi olan 29 Haziran 1890'dan önce Auvers-sur-Oise'de geçirdiği 70 gün içinde Van Gogh, Dr. Gachet'in biri taslak, biri bakır üzerine asitle aşındırma, ikisi yağlıboya toplam 4 portresini yapmıştır. Bakır üzerine asitle aşındırma tekniği ile yaptığı tek eseri olan "Pipolu Adam-Dr Gachet" sanatçının Auvers-sur-Oise'e geldiğinin 5. gününde yapılmıştır.
Pipolu Adam- Dr Gachet ( 1890, Paris'te Bibliotheque Nationale'de bulunmaktadır)
Dr. Gachet'in yağlıboya portrelerinin ilkinde doktor üzerinde iki kitap ve vazo içinde yüksükotu (Digitalis purpurea ) bulunan bir masaya dirseğini dayamış biçimde oturmaktadır. Halen nerede olduğu bilinmeyen bu tablo 1990'yılında yapılan bir açık arttırmada 82 milyon 500 bin dolara ( 51 milyon YTL) tekerlekli sandalyeye mahkûm Japon işadamı Ryoei Saito'ya satılmasıyla gündeme gelmişti( bir söylentiye göre tablo vasiyeti gereğince Saito'nun cenazesi ile birlikte gömülmüştür). Aynı portrenin kitaplar çıkarılmış ve çiçekler masanın üstüne konmuş hali olan ikinci versiyonu Paris'te Musée d'Orsay'de bulunmaktadır. Van Gogh vazo içindeki yüksük otu ile yaşlı doktorun hem çiçek sevgisini, hem de tıp adamı oluşunu tuval üzerinde vurgulamıştır. Her iki versiyonda da güçlü bir melankolik ifade dikkati çeker. Dr. Gachet'in yüzünde melankoli, hüzün, çaresizlik ve umutsuzluk hakimdir. Bu hüzün resmin her yanına yayılır. Bütün renkler ve çizgiler bu melankolik atmosfere uyar. Figürün çizgileri kasvetli görünümü izler ve bu duygusal ruh halini açığa vurur. Üzerindeki lacivert ceket ve arka planın koyu mavi rengi ve yüzün solgunluğu ifadeyi güçlendirir.
Dr. Gachet ( Özel bir koleksiyonda bulunmaktadır)
Van Gogh'la Dr. Gachet'in dostluğunu 27 Haziran 1890'da, henüz 37 yaşında olan Van Gogh'un göğsüne sıktığı bir kurşun bozdu. Dr. Gachet olayı hemen Theo'ya iletti. On yıl süren sanat yaşamı boyunca sekiz yüz kadar tablo ve dokuz yüz kadar desen yapan, ancak bunların sadece birini(Kırmızı Üzüm Bağı) satabilen Van Gogh, iki gün sonra kardeşinin kollarında öldü.
Dr.Gachet, ölüm döşeğindeki sanatçının bir taslak resmini çizer ve 30 Haziran 1890'da Theo'yla birlikte Van Gogh'un cenazesi Méry mezarlığına gömülürken hazır bulunan birkaç kişiden biri olur.
Kaynaklar
1- AnaBritannica Ansiklopedisi. Cilt 9, sf. 516-7. İstanbul, 1988.
2- Blumer D. The illness of Vincent van Gogh. Am J Psychiatry 2002: 159:519-26
3- Erkul V. Sanat ve İnsan. Timaş Yy., İstanbul, 1996.
4- Park M P, Park R H R.The fine art of patient-doctor relationships. BMJ 2004;329:1475- 80.
5- Yılmaz N. 19. yüzyıl melankoliği: Van Gogh. Hürriyet Gazetesi. 21.05. 2001.
--------------------------------
*Konya-Karaman Tabip Odası Bülteni'nde yayınlanmıştır(Haziran 2005).
1 yorum:
27 Temmuz,29Temmuz ve 27 Haziran farklı ölüm tarihleri...Hangisi doğru bilmiyorum ama eserleri hala çok güzel
Yorum Gönder