Konya’ya gelişimin üstünden henüz birkaç yıl geçmişti. Arkadaşlarımdan birisi yerel bir gazetede yayınlanan bir köşe yazısını göstererek “Amma da giydirmiş … Bey’e ha…” deyince merak saikiyle yazıyı okudum. Son derece sıradan bir yazıydı ve hiçbir somut kişi ya da olaydan bahsedilmiyordu. Arkadaşıma “Kime ne giydirmişler anlayamadım.” Dediğimde yarım saati aşan bir yorum dinlemiştim. Meğer her kelimenin, her cümlenin bir anlamı, gönderme yaptığı ve ancak arif(!)lerin anlayabileceği bir olay varmış. Tabii ki o günlerde bizler henüz hermönetikten habersizdik ve dilimize satır aralarını okuma diye bir tabir de yerleşmemişti. O gün bugündür okuduklarımı daha bir dikkatle okusam da hala düz bir birey olmaktan, yani söyleyeceğimi imasız söylemekten kurtulamadım. Bu nedenle aşağıda yazdıklarımın herhangi bir kişi, grup ya da tarafın lehine ya da aleyhine yorumlanmamasını önemle istirham ediyorum. Sözüm benim de içinde bulunduğum, tarih içinde etle tırnak gibi birbirinden ayrılmaz hale geldiğine inandığım halkımızın, toplumumuzun tümüne matuftur.
Bu günlerde eli neşter kadar kalem tutmakta da mahir olan çok değerli hekim arkadaşım Doç. Dr. M. Oğuz Yenidünya’nın Clifton K. Meador adlı bir Amerikalı hekimin A Little Book of Doctors' Rule adlı kitabından dilimize aktardığı “Doktorlara 425 Güzel Tavsiye”yi okuyorum. Dr. Meador’un altını çizdiğim bir çok tavsiyesinin ülkemizin ve insanlarımızın sorunlarını ortaya koyduğunu ya da onlara çözüm önerileri içerdiğini hayretle fark ettim. Bunlardan bazılarını paylaşmak istiyorum.
***
"Modeli gerçeklikle karıştırmayın." Maalesef ister dağdaki cahil çoban olsun isterse üniversite bitip doktoralar yapmış olsun bazı insanlarımız modeli gerçeklikle karıştırıyorlar. Bu, beğenilir bir şey olmamasına rağmen “bu da onların tercihi” ya da “onların kişisel sorunu” denilerek bir ölçüye kadar kabul edilebilir bir durumdur. Bu tür insanlar gerçeklik kafalarındaki modelle uyuşmayınca sadece kafalarını kuma gömmekle kalmıyorlar, hırçınlaşıp saldırganca tavırlar sergilemeye başlıyorlar. İşte bu aşamada durum kişisellikten çıkıp bir toplumsal sorun haline geliyor. Özellikle yüksek tahsil yapmış, basında, siyasette ve bürokraside belli kademelere gelmiş insanların ikinci tavrı göstermeleri ülkeyi hiç de iyi bir yere götürmeyen krizlere neden olabiliyor.
"Asla hastaları uçuk, kaçık, kuş vb. küçümseyici sıfatlarla anma. Bu sadece senin başkalarının dünyasını anlamaktaki yeteneksizliğini ortaya koyar." Dr. Meador her ne kadar hastalardan bahsediyorsa da bu sözü tüm insanlar için geçerli değil mi? Bu tür karalayıcı, küçümseyici sıfatlandırmalar çağlar boyunca hep olagelmiştir. Son örneklerini soğuk savaş döneminden hatırladığımız bu tür aşağılamalar ilginçtir o zamanlar iki taraflı idi, karşılıklı idi. Şimdi ne yazık ki insanlık değerlerinden dem vuranlar kendileri gibi olmayanları bloksuz bir dünyada tek taraflı olarak soğuk savaş döneminden bile ağır biçimde damgalamakta hiçbir beis görmüyorlar. Bu kişiler için Dr. Meador'un teşhisi, yani başkalarının dünyasını anlamadaki yeteneksizlik, herhalde doğru olsa gerektir.
"Zeka farklılıkları hemen görür ve işitir. Benzerlikleri görmek ve işitmek ise yoğunlaşma ve çaba gerektirir." Bizim toplumumuz ne yazık ki insanların hemen ayrılıkların peşine düştüğü bir toplum. O kadar çok benzerliğimiz var ki onları gündeme bile getiren yok. Hiçbir benzerliğimiz olmasa dahi aynı gemide seyrediyor olmamız bize olağanüstü sorumluluklar yüklüyor. Ama sorumsuzca hareketler ve beyanatlar bırakın sıradan vatandaşı çok daha sorumluluk gerektiren mevkileri işgal edenlerce dahi yapılabiliyor ya da dillendirilebiliyor.
"Bulduğun ilk anormalliği hastanın semptomlarının nedeni olarak kabul etme hatasına asla düşme." Ülkemizde ne yazık ki çok sık rastladığımız daha soruşturmaya bile başlanmadan hemen hükmü verme hastalığının tıbbi olarak ifadesinden başka bir şey değil bu cümle. Ve biz bunu hep yapıyoruz. aynı delikteki yılan tarafından defalarca, defalarca sokuluyoruz. Bu bir büyülenmişlik olsa gerektir.
"Hastanın yaptığı hataya cevap vermek çoğu kez ikinci bir hatadır." İşte bunun için saygıdeğer okuyucularım aklı selim sahibi insanlar yapılan, yazılan-çizilen bir çoğu ipe sapa gelmeyen şeylere cevap vermiyor, o tür konulara hiç mi hiç girmiyor.
***
Size kısa yorumlarımla Dr. Meador’un tavsiyelerinden bir demet sundum. Nasıl buldunuz? Okurken neler düşündünüz? Bana sorarsanız ben dehşete düştüm. Bir hekimin hastalar, hastalıklar hakkında yazdıkları toplum için de geçerliyse sakın o toplumda bir hastalık olmasın?
"Sevgi baht olmuş ezelden bize" diyenleri, “sevelim, sevilelim; dünya kimseye kalmaz diyenleri yetiştiren bu toplumun, bu çilekeş halkın sosyal hastalıklarımızın da üstesinden geleceğine tüm kalbimle inanıyorum.
------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu dünya yapıp ettiklerimizin yankılanıp bize döneceği bir dağdır. Mevlana C. Rumi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder