ŞURADAN BURADAN
UNESCO 2007’yi Mevlana Yılı ilan etmiş mi, etmemiş mi? Bunlara girmeyeceğim. Elimde belgeler falan olmadığından değil, bir anlamda önemsemediğim için. Biz bu yılı Mevlana Yılı ilan etmişiz ya… Bence bu mensubu bulunduğum halk açısından UNESCO’nun ilan etmesinden daha önemli.
Mevlana Yılı dolayısıyla yaptırılan logonun çok cılız olduğunu, ilk bakışta dikkatleri çekmediğini ve önümüz yıl devlet kurumları tarafından tedavülden kaldırıldığında hemen herkesin kısa sürede unutacağını söylemek beni tabii ki memnun etmiyor. Bu konularda bendenizden çok daha fazla söz söyleme yetkisini haiz kültür ve sanat adamları dile getirirler diye uzunca süre sustum. Belki bazı dostlarımız bu yazdıklarımıza kızacaklardır ama ayan beyan olan ancak herkesin üç maymunları oynadığı bir gerçeği daha fazla söylemeden de duramazdım.
***
Belediyelerimizin en temel görevlerinden birinin insanlarımıza rahatça yürüyebilecekleri kaldırımlar temin etmek olduğunu bu köşede yazalıdan beri bir ayı aşkın bir süre geçti.
Kamuya açık alanlarda eleştirel konuşmalar yaparken, basın organlarında eleştirel yazılar yazarken isim zikretmenin ne derece netameli bir iş olduğunu hakkel yakin derecesinde bilen biri olarak isim de zikretmiştim ama ne adını andığım saygıdeğer yetkililerden bir cıt çıktı ne de açık bir biçimde yayaların hakkını ihlal ederek vatandaşa zulmedenlere dur denildi. Hatta vatandaşın biri işi daha da ileri götürerek karşı kaldırımı ( oraya kaldırım denilebilir mi, o da ayrı bir mesele) da işgal etti.
“Gereğini bilgilerinize arz ederim.”
***
Yeni bir şey yapmak bozuk bir şeyi düzeltmekten daha kolaydır. Bu cümleyi çok çeşitli vesilelerle hepimiz defalarca duymuşuzdur. Kuşkusuz bu cümlede ifade edilen hüküm doğrudur. Doğrudur ama bu doğruya mahkum olup kalmak her zaman doğru olmuyor.
Örneğin şehrin muhtelif yerlerinde onca bozuk yol varken onları o haliyle bırakıp yeni caddeler açmak ne kadar doğrudur? Hele de onarmadığınız sokaktan yüz kişi geçerken bu açtığınız caddeden 15 kişi bile geçmiyorsa …
***
Karatay Belediyesi gösterişten uzak hizmetleriyle tabiri caizse “sessiz ve derinden” giden bir belediyemiz. Sayın Başkan Mehmet Hançerlioğlu’nun önümüz dönemin yıldızı yükselen isimlerinden olacağını zannediyorum.
Sağ olsunlar mail adresimize gönderdikleri e-postalarla yaptıkları programlara, törenlere davet etmişler. Açıkça teşekkür ediyorum kendilerine. Tabii ki davetlerine icabet edemedim. Hem de çok istediğim halde. Peki ama neden derseniz onu da söyleyivereyim. Davet mesajları çoğunlukla aynı gün, nadiren de bir yarım gün önce ulaşıyor da ondan. Ama yine de teşekkür ediyorum Sayın Başkan’a nazik davetlerinin tümü için.
***
Şikayetçi olmanın kolay, yapmanın zor olduğunu biliyorum. Ama benim bu köşeden dillendirdiğim şikayetler yapılması zor olan şeylerle ilgili değil. Bunların kolayca düzeltilmesi mümkündür. Hatta “bütün saadetler mümkündür”…
BÜTÜN SAADETLER MÜMKÜNDÜR
Bütün saadetler mümkündür...
Şu kapının açılması,
İçeri girivermen,
Bahar, kuşlar, gündüz.
Ve bütün dünya
Bir an içinde gürültüsüz.
Bütün saadetler mümkündür...
Bahtsızların biraz gülümsemesi...
Körlerin gün görmesi,
Mümkündür bütün mucizeler...
Ana, baba, evlât, bütün kaybolanlar...
Ebedî bir sabahta buluşmamız bir daha.
Ölüler! Hepimiz için yalvarın Allah’a...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder