Ben keşkek bölgesindenim, düğün pilavını Konya’da tattım. Düğün pilavının yaptırılmadığını ya da pişirtilmediğini, “döktürülüğünü” öğreneli ise henüz bir yıl oldu. Bu kadar tecrübesiz birinin pilav konulu yazısı okumaya değer mi acaba diye düşünseniz hiç de haksız sayılmazsınız, ama ben bir yemek olarak pilavdan değil de düğün pilavları yenirken, düğünler yapılırken olup biten ve göz ardı edildiğini düşündüğüm birkaç ufak noktaya değinmek istiyorum.
İstatistiği var mıdır bilmiyorum, varsa da buna ulaşacak zamanım yok ama ortalama bir lokanta düşünelim günde 20 kişi yemek yesin. Herhalde ayda 500, yılda taş çatlasın 5000’e ulaşır böyle bir lokantada yemek yiyenlerin sayısı. Bu lokantalarda çalışanlardan, ustasından garsonuna bazı sağlık muayenelerini yaptırmaları istenir. Halk Sağlığı Laboratuarı’nda parazit muayenesi, Verem Savaşı Dispanseri’nde direkt akciğer grafisi vb. gibi. Peki düğünlerde binlerce kişiye yemek pişirenlerden ne istenir? Bunların kim olduğu, sağlık durumlarının ne olduğu, herhangi bir bulaşıcı hastalığın portörü (taşıyıcısı) olup olmadıkları bilinir mi? Tabii ki bu işleri tam anlamıyla profesyonel olarak yapan, muayenesini olan, vergisini veren yemek fabrikası türünden yerler var. Sözümüz onlara değil. Sözümüz aslında yıllardır kimseye karşı kendini sorumlu hissetmeden ustasından gördüğü üzere pilav döküp amme hizmeti yapan, çoğu bu iş de olmasa ekonomik sıkıntıya düşecek insanlara da değil. Sözümüz öncelikle şehrimizin ve insanımızın sağlığından sorumlu olanlara. Şehrimizin ve insanımızın sağlığından sorumlu olanlar bu konuya eğilmeliler. “Ama bir sorun yok ki?” dediğinizi duyar gibiyim. Ben de tam bunun için, yani henüz sorun olmadığı yazıyorum bu yazıyı. Sorun çıktıktan sonra ne kıymeti kalacak ki? Millet olarak sorun çıkınca yapılan müdahalelerden, yani “kriz yönetimi”nden bıktık. Krizleri yönetebilmek bir “beceri”dir, hatta iyi kriz yönetebilmek “üstün bir nitelik”tir, ama unutmayalım sorunları henüz kriz çıkmadan tespit ederek ortadan kaldırmak bir “erdem”dir. Ümit ediyorum ki bu inceliğe biraz daha ihtimam gösterilirse Konya Farabi’nin “Medine tül Fazıla”sı gibi bir “erdem kenti” olmaya bir adım daha atmış olacaktır.
***
Düğün pilavlarıyla ilgili bir başka husus bunların nerede, nasıl ne şartlarda verilebileceği konudur. Genellikle açık havada veriliyor düğün pilavları. Tabii ki ayrı bir renk katıyor şölene bu durum. Ama … Bu iş için düzeneğini kurmuş, bundan – tabelasındaki asıl işi bu görünmediği için vergisini verip vermediği meçhul bir biçimde para kazanan, şehrin ekonomi ve siyasi hayatında hatırlı yeri olan kişileri rahatsız etmemek için ben mütvazı bir örnek vereyim. Hani Meram bölgesinde sıkça rastlanır ya, daracacık bir sokakta kocaman bir bahçe… Burada düğün pilavı veriliyor. Misafirlerin son noktaya kadar arabayla gitme takıntılarından sokak trafiğe kapanmış, erken ayrılmak isteyenler arasında ufak tartışmalar yaşanıyor. Sokakta oturan sıradan vatandaş ise hapis olmuş o gün. Arabasını çıkartabilmesi bir hayal. İsterse birine bir şey desin, muhteşem misafir kalabalığı evini başına yıkar vallahi. Allahtan öğleden sonra bu kalabalık dağılır, ihtiyacından fazla karbonhidrat ve protein alan kalabalık sadece iki adım mesafedeki arabalarına binip giderler. Ama geride bir sürü çöp bırakarak! Sokak meyve suyu şişeleri, kağıt mendiller vs. doludur. Belediyenin koyduğu çöp konteynırları tıka basadır, konu komşu çöpünü dökecek yer bulamaz birkaç gün. Bu bir pilav klasiğidir. Ama modernleşen Konya’mız artık klasikleri aşmıştır. Pilav muhabbeti artık geceye sarmış durumda. Müzik ve tabii ki gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren havai fişek gösterileri… Eviniz bir anda bir müzikhole komşu hale geliyor. Çoluk çocuk önce bunu neşe ile karşılıyorlar ama uyku saati gelince sorun çıkmaya başlıyor. Bebeği, hastası olanlar ya da sapasağlam olsalar bile bir müzikhole komşu olmak istemeyenler ne yapsınlar? Canım şehirde eğlence olsun, semtte ekonomi canlansın, bir iki kişi iş bulsunda ne olursa olsun. Abartı gibi görülecektir ama bunlar benim geçen yılki pilav mevsiminden aldığım notlar. Belediyemizin, emniyetimizin sayın yetkilileri kendilerine bu konuda bir şikayet ulaşmadığını söyleyebilirler. Doğrudur kuşkusuz. Ama nasıl olsa bir sonuç alamayız ya da şikayet edersek daha beterine maruz kalırız denilerek bunların sineye çekildiğinin bilinmesinde yarar var.
Son bir not daha. Pilav günlerinde ciddi trafik sıkıntıları yaşanmaktadır. Eski Meram Yolu gibi geniş bir caddede bile trafik tıkanıyorsa siz düşünün gerisini.
-----------------------------------------------------------------------------------------------
Bu dünya yapıp ettiklerimizin yankılanıp bize döneceği bir dağdır. Mevlana C. Rumi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder