Planlama kelimesi giderayak daha fazla kullandığım bir kelime olmaya başladı. Bunun nedeni kişisel yaşantımda karşılaştıklarımdan tutun da ülke çapında olanlara kadar hangi aşamada olursa olsun sorunlarla karşılaştığımda saptadığım ilk eksiklik planlama olduğunu fark etmeye başlamam Türk Dil Kurumu’nun Güncel Türkçe Sözlük’ üne göre plan Fransızca’dan dilimize geçmiş ve “bir işin, bir eserin gerçekleştirilmesi için uyulması tasarlanan düzen” anlamına geliyor. Bundan türetilen “planlama”ya ise “planlamak işi” ve “hükûmet tarafından ulaşılacak amaçları belirleyen, tarım, ulaşım, sanayi vb. kesimlerdeki artış ölçüsünü tespit eden ve uygulanması gerekli çareleri önceden gösteren ekonomik, sosyal programın belli süreler için hazırlanması işi” anlamları verilmiş.
Her ne kadar Sözlük’teki açıklamada iş “hükûmet”e atfedilse de hepimiz biliyoruz ki gündelik hayatta hepimiz az ya da çok planlama yaparız ya da daha kötüsü yaptığımız sanırız. Yaptığımızı sanırız diyorum çünkü tutarlılığı ve geçerliliği olmayan bir takım görüşleri peş peşe sıralamanın ve bununla hem kendimizi hem de başkalarını aldatmanın adı da bazen “planlama” olabiliyor. Hani hiç planlama olmasa bunun eksikliği fark edilir ve çaresine bakılır, ama sözde planlama gerçek planlamanın önündeki en büyük engel.
Söz planlamadan açılınca dikkat çekmek için sürekli sorduğum bir soru vardır? Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşarı kimdir? Bu soruya genellikle cevap alamam. Ama benim yaşımdakiler hatırlayacaklardır, biz lise öğrencisi iken, TRT’den başka radyo ve TV kanallarının olmadığı dönemlerde, okuduğunuz gazeteye göre sağ ya da sol kamplardan birinin militanı olmakla suçlanıp darp bile edilebildiğiniz günlerde DPT Müsteşarı’nın adını bilirdik. Çünkü çok önemli bir kurumdu, adı sık sık haberlerde, henüz şimdiki gibi “show”a dönüşmemiş tartışma programlarında geçerdi. Şimdi ise adını sanını bilen yok Müsteşar’ın. Yok çünkü “planlama”nın önemi yok denecek kadar az ya da sözde planlama gerçek planlamayı kovmuş durumda.
DPT’den söz ettimse “hükûmet”ten falan bahsedeceğimi sanmayın. Beni aşar o işler. Ben daha küçük ölçekte mahalle, ilçe, bilemediniz il çapında konulara kafa yorunca daha somut kazanımlar elde edilebileceğini düşünüyor ve bu düşünce doğrultusunda hareket etmeye çabalıyorum. Tabii ki bu evrensel ilkelere kafa yormayacağımız ya da onları göz ardı edeceğimiz anlamına gelmiyor. Benimkisi sevgili meslektaşım Dr. Özgür Önal’ın her defasında vurguladığı gibi “önce evimizin önünü temiz tutma” yaklaşımı.
Hastane Caddesi’ndeki trafikten bahseden yazımın üzerinden aylar geçti. Hastane Caddesindeki keşmekeş artarak sürmeye devam ederken bu gün de sizlerle karşılaşmak üzere olduğumuzu fark ettiğim yeni trafik keşmekeşlerini paylaşmak ve yetkililerimizin dikkatini çekmek istiyorum.
Bu defaki keşmekeş de yine bir hastane: Eski adıyla SSK Konya Hastanesi, en yeni adıyla Meram Eğitim ve Araştırma Hastanesi civarında. Ek binanın yapılıp Acil Servis’in açılmasıyla Hastane’nin Acil tarafındaki sokağında bir hareketlenme başladı. Eczaneler, çiçekçiler, gıda vs. satan dükkanlar açıldı. Geleneksel olarak o civarı mesken tutmuş “seyyar”lara eklenen yeniler de çabası. Hastanenin hizmet ettiği toplum kesiminin genişletilmesiyle birlikte bu sokak artık trafiğin tek yönlü akmaya başladığı bir sokak haline gelmeye aday. Yok canım sokak dar falan değil. Sorun yolun iki yanına birden park edilen otomobiller. Eskiden sokaktaki özel otoparkın görevlileri millete göz açtırmaz, herkesi paralı otoparka girmeye zorlarlardı. Şimdi ya kapasitelerini aşan bir işle karşı karşıya olduklarından ya da birilerinin kulaklarını çektiklerinden kimseye karışmıyorlar. Sonuçta özellikle sabah saatlerinde Acil’e hasta getiren araçları, ambulansları bile sıkıntıya sokacak bir trafik keşmekeşine doğru adım adım gidiliyor.
Sokaktaki gidişatı gördüğümde yine içimden “planlama, ah planlama!” dedim. Bir hastaneyi kurarken gelişimini düşünüp, “uzgörüp” ona göre planlayacaksınız çevresini. Hastaneye ek bina ruhsatı verilirken (böyle bir ruhsat alınıp veriliyordur herhalde) belediye yetkilileri “park yerinizi gösterir misiniz?” diye soracaklar sayın hastane plancısına ya da her kim yetkili ise. Hadi o da atlandı bu hastanenin iş yükünü, hastasını, girenini çıkanını en az ikiye katlayacak olan “eğitim ve araştırma hastanesi”ne dönüşüm kararı verilirken sorulacak bu sorular.
Ve sorular çağdaş planlama bilimine uygun biçimde cevaplandıktan sonra gerekli izinler verilecek.
Bu işler yapılırken sorular soruldu ve cevaplar verildi mi bilmem. Ama ben herkimse yetkilisi ona soruyor ve cevap bekliyorum: Meram Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve civarının park sorunu için nasıl bir planlama yapıldı?
------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu dünya yapıp ettiklerimizin yankılanıp bize döneceği bir dağdır. Mevlana C. Rumi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder