Pazar, Mart 21, 2010

FAHRİ DOKTORAYI ŞEKERİN KOKUSUNU KESENE Mİ VERSEK?

Bir dostumuz Konya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sayın Tahir Akyürek’e fahri doktor ünvanı verilmesini gündeme getirmiş.

Tahir Bey, bir belediye başkanı olarak şüphesiz Selçuk Üniversite’sine ve Konyamızda eğitimin her seviyesine katkıları olmuş bir kişidir.

Peki bir önceki belediye başkanının az mı katkısı olmuştur üniversiteye?

Bu fahri doktora ve benzeri ödüllendirmelerin bir başka veçhesine de temas etmeden geçmeyelim. Bu ödülleri verirken dikkat etmek lazım, ödül verilen şahıs ödüllendirilmeyi hak ettiği hizmet ya da hizmetleri kimin cebinden yapmış?

Birkaç yıl önce Selçuk Üniversitesi, Selçuk Ecza Deposu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Keleşoğlu’na fahri doktora vermişti.

Anasının ak sütü gibi helaldir bu ödül Ahmet Keleşoğlu’na, çünkü kendi şirketinin kasasından yapmıştır kendisine bu şerefli ödülü kazandıran bütün harcamaları.

Peki bir devlet görevlisi, bir kurul üyesi, bir milletvekili, bir bakan, bir vali, bir belediye başkanı kimin kasasından yapabilir böyle bir ödülü hak eden harcamaları?

Bu insanların da kendi şahsi servetleri olabilir ve keselerinden harcarsalar diyeceğimiz olmaz, ancak millet malını bir yerlere yönlendirerek fahri doktor falan olmak hiç mi hiç onurlandırıcı bir iş olmasa gerek.

***

Koku duyusunun insan hayatındaki önemi her geçen gün daha iyi anlaşılıyor.

Uzmanın verdiği bilgiye göre canlılar arasında bir koku haberleşmesi varmış ve 'feromon denen maddeler aracılığıyla oluyormuş. Feromonlar, burundan havayla beraber alınarak özel bir sinirle beyne iletiliyor ve kişinin ruh halini ve davranış şekillerini etkileyebiliyormuş.

Bir de şu bilgiyi veriyor bay uzman: İnsanlar, 10 bin farklı kokuyu alabiliyorlarmış. Her koku için ayrı bir gen tarafından belirlenmiş, bin farklı protein yapısında reseptör bu işe aracılık yapıyormuş.

Tabii ki maksadımız kimseye biyoloji dersi vermek değil. Maksadımız Konyamıza ekonomik bakımdan mutlaka değerli katkıları olan Şeker Fabrikası’nın etrafa saldığı burun direği sızlatıcı kokuya ahalimizin ve dahi sayın yetkililerin, şehrimizin bir rivayete göre golf falan dahi oynayan kibar hanımefendilerinin, Armaniden ayakkabı, Bulgariden gözlük alan nazenin beyefendilerinin bunca yıldır sessiz sedasız nasıl tahammül edebildiklerini gündeme getirmektir.

İşte getirdik de. Bundan önce de, bazen isim dahi vererek şehir ahalisinin rahatsız olduğu konulara temas ettik, bir çok yetkiliye sorular yönelttik. Lutfedip cevap vermediler. Ama ben bu koku işi ile ilgili Şeker Fabrikası yetkililerinden bir açıklama geleceğine inanıyorum. İşin tepesinde Recep Konuk gibi bir kişi var çünkü.

Hiç yorum yok: