Pazartesi, Mart 06, 2006

BİR SAĞLIK OCAĞI DAHA ...

28 Temmuz 2005 tarihli yerel gazetelerde merkez ilçe belediyelerimizden birinin sağlık alanında yaptığı büyük bir atılımdan bahsediliyordu. Sağlık mensubu olarak dikkatimi çeken haberin ayrıntılarında söz konusu belediyemizin başkanının "amacımız belediye olarak halkımıza hizmet götürmektir" ve "... Sağlık Ocağı ile birlikte sağlıktaki hizmet ağımızı genişlettik" dediği belirtiliyordu.

Şimdi bu sağlık ocağının açılmasının yanlış bir şey olduğunu söyleyeceğim ve yine kötü adam olacağım. Öyle ya, belediyemiz bir hizmet yapıyor ve ben buna yanlış diyorum, halkın ayağına götürülen böyle bir hizmete karşı çıkmak ise kötü adamların kalkışabileceği abes bir iş.
Bu işin yanlış olduğu hükmüme temel teşkil eden düşüncelerimi açıkladığımda da siz bana kötü adam demeye devam edecek misiniz bilmem?

Devlet eliyle yapılan sağlık hizmetlerinin tek elde toplanmaya çalışıldığı bir dönemde belediyelerin teşhis ve tedaviye yönelik sağlık kuruluşları açmasına anlam vermek mümkün değildir.

Belediyelerimiz geçmişte hizmete soktukları sağlık ocaklarını önemli ölçüde tasfiye etmişler ya da Sağlık Müdürlüğü'ne devretmişleridir. Çünkü belediyelerin elinde sağlık ocağı inşa etmek için arsa, malzeme ve işçi bulunduğu halde bu ocakların verimli bir biçimde işletilebilmesi için gerekli sağlık personeli yoktur.

Belediyelerimizden sağlık hizmetleri anlamında beklenen teşhis ve tedavi üniteleri kurmaları değil koruyucu sağlık hizmetleridir, bu nedenle belediyelerimiz ellerinde bulunan sınırlı sayıdaki sağlık personelini koruyucu sağlık hizmetlerinde kullanmalıdırlar. Sanıyorum ki koruyucu sağlık hizmetleri alanında etkinlik yapmak hem ciddi bir vizyon ve planlama gerektirdiğinden hem de tribünlerden kulakları sağır edecek kadar alkış getirmeyeceğinden belediyelerimiz kolay olan ve hemen alkış getiren teşhis ve tedavi hizmetlerine yönelmektedirler. Oysa sağlıklı bir Konya için koruyucu sağlık hizmetleri alanında yapılacak çalışmalar orta ve uzun vadede belediyelere prestij sağlamanın ötesinde Sağlık Bakanlığı'nın son dönemdeki uygulamalarıyla koruyucu hekimlik hizmetlerinde ortaya çıkan açığı da kapatacaktır.

Niyetim ne halka götürülen hizmete karşı çıkmak ne de güzel çalışmalarıyla dikkat çeken sayın belediye başkanının şevkini kırmak. Belediyelerin sağlık hizmetleriyle ilgili durumu ve işin püf noktalarını anlattım. Hâlâ kötü adam olduğuma inanıyorsanız diyecek bir sözüm yok. Ben de böyle bir adamım işte…

GEZİ/ZİYARET NOTU

Geçenlerde yolum Kovada Gölü Milli Parkı’na düştü. Kovada gölü Isparta’nın Ereğli ilçesi sınırları içinde yer alıyor. Aslında Ereğli Gölü’nün bir uzantısı, ama araya neredeyse 25 kilometrelik bir alüvyon tabakası girmiş.

Orman Genel Müdürlüğü Kovada Gölü çevresinde çok güzel bir çalışma yapmış. Göl çevresindeki ormanda örneklerini yıllar önce İskandinav ülkelerinde gördüğüm ve “bizim ülkemizde de olur mu bunlar acaba?” diye hayaller kurduğum türden yürüyüş yolları yapılmış. Yolların kenarında göl çevresinin zengin faunasına dahil ağaçların, bitkilerin adlarının Türkçe ve Latince olarak yazıldığı levhalar, dinlenmek ya da manzaranın tadına varabilmek için oturabileceğiniz banklar yer alıyor. İnanası gelmiyor insanın ama göl tertemiz: ne karpuz kabukları yüzüyor, ne de sigara izmaritleri… Bu yeryüzü cennetinin tuvaletlerini de anmadan geçmemek gerek. “Temizlik imandandır” diyen bir dinin ibadethaneleri olan camilerin tuvaletlerinde bile midenizin ağzınıza geldiği bir ülkede Orman Genel Müdürlüğü’nün yaptırdığı ve çevresinde ya da kapısında ne bir bekçinin ne de para kesen bir Deli Dumrul’un bulunmadığı tuvaletler tertemiz! Sabunu, hatta tuvalet kağıdı bile var.

Bu ülkede güzel şeyler de oluyor. Vatandaşlar olarak bunlara sahip çıkmamız gerekiyor.

OKUDUKÇA

Zencefil kokusunu duysam tanımam
Öğrenmem gereken çok şey var daha
Islat bilgisiz dudaklarımı
Ey deneyim denen gümüş maşrapa
Abdülkadir Budak

KİTAPLAR ARASINDA

BİR SAFA BAHŞEDELİM-Klasik Türk Şiirinden Seçmeler
Dr. Mustafa Çıpan
Konya Büyükşehir Belediyesi Yayınları
İstanbul 2005


Klasik Türk şiirinden 25 adet seçkin örneğin bulunduğu bu kitap 96 sayfadan oluşuyor. Elinize aldığınızda boyutlarıyla, kapağıyla, kağıdıyla, süslemeleriyle çok farklı, nezih bir çalışmayla karşılaştığınızı hemen anlıyorsunuz. Ama asıl fark kitabın arka kapak içindeki bir cebe gizlenmiş CD'yi keşfedince ortaya çıkıyor. Bu bakımdan, ortaya koyduğu eserlerinden sürekli 'en iyi'nin peşinde koştuğunu bildiğimiz değerli bilim ve sanat adamı Dr. Mustafa Çıpan'ın önsözde bu kitabın türünün ilk örneği olduğunu belirtmesi hiç de boş bir iddia, boş bir övünme değil.
Bakın nasıl davet ediyor Dr. Mustafa Çıpan bizleri kitabı okumaya, CD'yi dinlemeye:

Kendimizi "bad-ı saba" yerine koyup, şiirimizin kapısını açmaya, mana derinliğini hissetmeye ve ahenk güzelliğini duymaya,

Güzelliklere susamış nefeslerimizle şiirin üzerindeki külleri üflemeye, bir "kaknus" gibi onu yeniden külleri üzerinde diriltmeye,

Her şairde, şiir diliyle harikulade güzellikler bulacağımız, musikinin zenginleştirdiği bir seyre birlikte çıkmaya,

Zamanımızdan geçmiş günlere hicret ederek, bu güne kadar tam bir tarifi yapılamayan, bugünden sonra da yapılamayacak olan, içi aşkla dolu şiirlerden bugüne güzellikler aktarmaya,
Anadolu fatihlerinin torunları olarak, bize bırakılan muhteşem şiir mirasına sahip çıkmaya,
Yahya Kemal’in söyleyişiyle: "Kökü mazide olan ati" olma şuuruyla kimliğimizi bilmeye ve milli olma hüviyetini kazandıktan sonra milletler arası arenada kendimizi ifade etmeye ne dersiniz...
(...)
"Bir safa bahşedelim" efendim.


Bir okuyucu olarak bu güzel eser için Sayın Dr. Mustafa Çıpan’a ne kadar teşekkür etsek, kendisini ne kadar tebrik etsek az.. Kitabı yayınlayan Konya Büyükşehir Belediyesi de kuşkusuz teşekkür ve tebriği hak ediyor ancak bu hak ediş, bu esere ve belediyenin diğer yayınlarına ücretini ödeyen herkesin bu kitaplara rahatça ulaşabileceği zaman tamamlanacak. Sadece protokole ve hatırlı ziyaretçilere dağıtılan kitaplar basmak belediyeyi halkla bütünleşmekten uzaklaştırdığı gibi kentin tanıtımına da yeterli katkıyı sağlayamaz.
------------------------------------------------------------------------------------------------Bu dünya yapıp ettiklerimizin yankılanıp bize döneceği bir dağdır. Mevlana C. Rumi

Hiç yorum yok: