Perşembe, Mart 30, 2006

TIBBİ YAYINLARDA ETİK İHLALLERİ

Etik günlük yaşamımıza giderek daha çok kullanılan bir sözcük. Kullanımdaki bu artış ne yazık ki etiğin toplumsal yaşamımızda daha önemli hale gelmesinden değil de “etik-dışı” işlerin daha çok yapılmasından ve yaygınlaşmasından kaynaklanıyor. Üstüne üstlük bu etik-dışı işler anında medyaya yansıtılarak gerçek bağlamından kopartılmakta, bazen politik kavgaların konusu haline getirilerek kökenleri, nedenleri ve çözümleri irdelenmemektedir.

Tıptaki baş döndürücü gelişmeler ve bunların yayınlanarak tıp camiası ile paylaşılması son
yıllarda bu alanda çok önemli etik sorunların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Tıp, toplumla çok iç içe bir bilim ve sanat alanı olduğu için bu sorunlar sadece tıp camiasının değil tüm toplum kesimlerinin ilgisini üzerinde toplamıştır.

Etik-dışı bir tıbbi yayın milli servetimiz olan araştırma fonlarının heba edilmesine, tıp camiasının ve toplumun yanıltılmasına, bilimin ilerlemesine ve bireylerin bu ilerlemeden yararlanmasına engel oluşturmaktadır. Örneğin herhangi bir ilaçla ilgili etik-dışı bir yayın yapılmış olsun. Bu yayına temel olan verilerin elde edildiği çalışma için toplumun kaynakları israf edilmiştir. O alanda çalışanların maaşları vb. giderleri de toplum tarafından ödenmektedir. İlacın yanlış tanıtılması tıp camiasını yanıltacak ve sonuçta A ilacının uygulandığı kişiler olumsuz yönde etkilenecek, tedavileri gecikecek ya da yan etkiler nedeniyle ciddi sorunlar ortaya çıkacaktır. Tıp bilimine ve hekimlere duyulan güvenin sarsılması da işin cabası…

Tıbbi Yayınlarda Etik İhlali Türleri

• Haksız imza
• İntihal
• Uydurmacılık
• Yinelenen yayın
• Dilimleme
• Yanlı kaynak seçimi
• Yanlı yayın

Haksız imza

Bilimsel bir yayında yazarlığı hak etmeyenlerin yazar olarak gösterilmesi(armağan yazarlık), hakkı olanların ise yazarlar arasına alınmaması hiç de az rastlanmayan durumlardan. Oysa Uluslararası Tıbbi Dergi Editörleri Komitesi(ICMJE)’ye göre bir makalede yazar sayılabilmek için a) çalışmanın planlanması ve tasarımına ya da verilerin analizi veya yorumlanmasına katkıda bulunmak, b) makaleyi yayını hazırlamak veya içeriğine önemli düşünsel katkı yapacak biçimde düzeltmek, c) makalenin yayınlanacak son biçimini onaylamak şarttır. Sadece veri toplamak, finans sağlamak, bölüm başkanı olmak, çalışma grubunu denetlemek yazarlık için yeterli değildir. Armağan yazarlık akademik yükseltmelerde yardım beklentisi, camiada tanınmış kişilerin yazarlar arasında olmasının yayının kabul şansını arttırması gibi nedenlere bağlanabilir. Bazen de yazarlar yayın ve atıf sayılarını arttırmak için anlaşarak birbirlerini yazarlar arasına koymaktadır. Amaç ne olursa olsun, hak etmeyenlerin yazarlar arasına alınmasının ya da hak edenlerin yazarlar arasına alınmamasının tıbbi yayın etiği ile bağdaşmadığı açık.

İntihal

Son aylarda basın organlarında giderek daha çok gündeme gelen intihal, aşırma ya da korsanlık olarak da bilinir. İntihal kısaca daha önce yapılmış bir yayının tümünün ya da bir kısmının kaynak göstermeksizin alınarak kendi yayınıymışçasına yeniden yayınlaması olarak tanımlanabilir. Bu etik-dışı davranışın eskiden kaynaklara ulaşmanın zor olduğu dönemlerde daha yaygın olduğu, günümüzde ise iletişim teknolojisindeki gelişmelerle yayınlara erişimin çok kolaylaşmasıyla birlikte azaldığı sanılıyor. Saygın bir uluslararası tıp dergisinde yayınlanan bir derlemenin kaynaklar arasında dahi anılmadan neredeyse tıpatıp bir çeviri ile Türkçe bir dergide yayınladığı ulusal gazetelere dahi aksetmiş üzücü bir intihal olayı olarak hala hafızalarımızda…

Uydurmacılık

Son yıllarda Batı’da “dry-lab” ya da “desk research” olarak da adlandırılan uydurmacılık gerçek olmayan verileri ve sonuçları yayınlamak olarak tanımlanabilir. Hekimleri uydurmacılığa iten faktörlerin başında akademik yükseltmeler için gerekli olan “yayın yapma baskısı” gelmektedir. Araştırma imkanları yetersiz olduğu halde kariyerinde hızla ilerlemek isteyen, kurumlarınca yeterli araştırma eğitimi verilip denetlenmeyen kişilerin bu yollara tevessül etme ihtimali ne yazık ki yükselmektedir.

Size çok şaşırtıcı gelebilir ama, uydurmacılığa çok ciddi kuruluşlarda ve bilimsel dergilerde dahi rastlanabiliyor. İşte bu konuda bilim etiği derslerinde anlatılan en ünlü örnek! Yıl: 1983. Yer: Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi. Aktör: Ünlü kardiyolog Dr. Eugene Braunwald’un Kalp Araştırmaları Laboratuarı’nda çalışan Dr. John Darsee. Dergi: Dünyanın en saygın tıp dergilerinden New England Journal of Medicine. Olay: Dr. Darsee’nin NEJM’de yayınladığı bir dizi makalede hastalar üzerinde yapıldığı belirtilen deneylerin bilgisayar ortamında uydurulduğu anlaşıldı ve bu yayınlar tıp literatüründen geri çekildi. Dr. Darsee ile birikte çalışanlar zan altında kaldılar ve çok sıkıntılı günler geçirdiler. Kalp Araştırmaları Laboratuarı aylarca bilimsel çalışmalarla değil Dr. Darsee sorunuyla uğraştı. ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) verdiği tüm proje desteklerini geri ödettirdi.

Yinelenen Yayın

Aynı verilerin ve sonuçların birden çok makale olarak yayınlanması da etik-dışı bir davranış. Bir makaleyi farklı dillerde yayınlamak da bu türe girer. Birçok tıp dergisi yayınlayacakları makaleler için tüm yazarların imzaladığı belgeler alarak, aynı zamanda “telif hakkı ihlali” de olan bu durumun önüne geçmeye çalışmaktadırlar.

Dilimleme

İlk bakışta çok masummuş gibi görünen ya da çoklu yayınla karıştırılan bu yöntemde yazarların tek bir çalışmadan elde ettikleri verileri ve sonuçları yapay olarak bölüp birden fazla çok makale halinde yayınlamaları söz konusu. Aynı hastalara yapılan birden fazla işlemin sonuçları normalde bir makale halinde yayınlanması gerekirken, her işlem için ayrı bir makale yazılarak aynı ya da farklı dergilerde yayınlanması bölerek yayınlamaya örnek olarak verilebilir.

Yanlı Kaynak Seçimi

Bazı araştırmacılar çalışmalarını yayınlarken bilinçli veya bilinçsiz olarak sadece kendi sonuçlarını destekleyen makaleleri kaynak gösterip aksi yöndeki makaleler için “üç maymunlar”ı oynayabilmektedirler. Halbuki makalenin “Tartışma” kısmında konuyla ilgili destekleyici veya aksi görüşteki makalelerin anılması ve bunların “Kaynaklar” kısmında da bildirilmesi dürüstlüğün bir gereğidir. Makaleyi okuyanların objektif bir değerlendirme yapmasını engelleyen bu tutum makalenin hakemlerce değerlendirilmesi aşamasında fark edilip editöre bildirilmesi sorunun tek çözümü gibi görünüyor.

Yanlı Yayın

Çağımızda bilimsel araştırmalar için bazen akıl almaz diye tanımlanabilecek kadar büyük finansmana gerek duyulduğunu, bu nedenle de birçok araştırmanın ancak tıbbi ilaç ya da gereç firmalarının vereceği destekle gerçekleştirilebildiğini hepimiz bilmekteyiz. Firma desteğiyle gerçekleştirilen araştırmaların yansızlık içinde yürütülüp yürütülmediği, araştırıcıların kişisel bir çıkar sağlayıp sağlamadığı akıllarda daima bir soru olarak kalmaktadır. Tıp dergilerinin yazarlardan araştırmayı destekleyen ticari kuruluşlar ile aralarında hiçbir çıkar ilişkisi olmadığını belirten yazılı belge istemeleri Batı’da artık gelenekselleşmiş bir uygulama haline gelmiştir. Oysa ülkemizde bazı hekimlerin tıbbi ilaç-gereç firmalarından etik olup olmadığına dikkat etmeden çeşitli imkanlar sağlamalarının adeta bir “başarı” sayılabildiği üzüntüyle müşahede edilmektedir.

Peki bu kadar çok türü olan tıbbi yayınlarda etik ihlallerinin önüne nasıl geçilecek?

Kuşkusuz her şeyin başı sağlık. Sağlık alanında sağlıklı yayınlar yapılmasının temel şartı da eğitim. Daha tıp fakültesi yıllarından başlayan ve sadece teoride kalmayıp öğretim üyelerinin bizzat örnek olduğu bir etik eğitimi tıbbi yayınlardaki etik ihlallerini en aza indirecektir. Tabii ki bu orta ve uzun vadede sonuç verecek bir öneri. Kısa vadede ise çok yayın yapmanın değil kaliteli yayın yapmanın önemine vurgu yapılması, etik ve disiplin kurullarının hakkıyla çalıştırılması bir çok ihlalin daha teşebbüs aşamasında önüne geçecektir.
-------------------
Selçuk BAKIŞ Dergisinde yayınlanmıştır( Mart 2006)

Hiç yorum yok: