Pazar, Mart 05, 2006

"KENT KÜLTÜRÜ VE KENTLİLİK BİLİNCİ"

Dün hastaneden eve yürüyerek dönmeye karar vermiştim. Bir yandan yaklaşan baharın uyandırmaya başladığı yeşillikle gözlerimi dinlendiriyor bir yandan da hasret kaldığımız güneş ışınlarından doya doya yararlanmaya çalışıyordum.

Bir ara epeydir fırsat bulamadığım yürümeyi ne kadar özlediğimi düşünmeye dalmıştım ki kulak zarlarını delen bir korna sesiyle irkildim. İlk anda yaya olarak dalgınlıkla hatalı bir hareket yaptım da bana mı çalıyorlar diye kuşkulanmadım dersem yalan olur. Hayır, bana çalınmıyordu korna. Trafikte hata yapan bir sürücü ya da yayaya da çalınmıyordu. Son derece lüks bir otomobil parkın kenarında durmuş ha bire korna çalıp duruyordu. Neden sonra direksiyonunda fevkalade şık giyimli bir beyin bulunduğu otomobilden daha da şık giyimli bir bayan indi ve parkın öbür ucunda futbol maçı yapan ilköğretim beş ya da altı sınıf öğrencileri olması muhtemel çocuklara doğru dönüp "Ahmeeet! Ahmeet! Yavrum, haydi gidiyoruz" diye ünledi. Yavrusu maça öyle bir vermişti ki kendini top atsanız duyacağı yoktu. Bayan yavrucağına kızgınlığını ifade eden el kol hareketleri yaparak otomobile binerken şık bey yeniden kornaya basmaya başladı. Üç beş kez daha daaat, düüüt sesi çıkardıktan sonra otomobil yolun çocukların maç yaptıkları yere en yakın bölümüne ilerledi, orada durdu. Olabildiğince yüksek perdeden daaat düüütler yeniden salvo halinde yankılanmaya başlandı.

Parkın karşısında bahçe içinde güzel evler vardı. Yoldan geçen ben bu kadar rahatsız olmuşsam kim bilir huzur içinde yaşamak için şehrin bu tenha muhitine sığınmış insanlar neler hissetmişlerdir?

O güzel otomobil ile maç heyecanına dalmış evladının yakınına kadar gidip kapıyı açıp inmeyi ve bir kaç adım atıp kimseyi rahatsız etmeden meramını anlatmak varken mahalleyi ayağa kaldırmak da ne oluyor acep ? diye düşünürken aklıma bir süre önce yerel televizyon haberlerinden kulağıma takılan bir haber geldi. Yanılmıyorsam belediye ile ilgili bir haberdi.
Eve vardığımda ilk işim Büyükşehir Belediyesi’nin internet sayfasından haberi aramak oldu.

Haber şöyle idi:

"Konya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Araştırmalar Merkezi Müdürlüğü (SAMM) tarafından Kent Kültürü ve Kentlilik Bilinci Projesi kapsamında organize edilen 52 Bin Öğrenciye Eğitim Semineri programının 13.’sü altı ilköğretim okulunun katılımı ile gerçekleştirildi. Büyükşehir Belediyesi Mevlana Kültür Merkezi’ndeki programa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Osman Gürbüz, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Haşmet Okur, Genel Sekreter Yardımcısı Süleyman Şenol Aydın, KOSKİ Genel Müdür Vekili Ahmet Sorgun, Karatay Kaymakamı Mustafa Hakan Güvençer, İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Turan Gündoğdu, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Programın açış konuşmasını yapan Sosyal Araştırmalar Merkezi Müdürü Mücahit Sami Küçüktığlı, 13.’sünü düzenledikleri programda, öğrencilerin kent kültürü ve kentlilik bilinci konusunda bilgilendirilmelerini sağladıklarını söyledi. İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Turan Gündoğdu, eğitimin sadece okullarda, ailede, belli fiziki mekanlarda verilen bir etkinlikten ziyade, her ortamda bütün bireyleri içine aldığını belirterek, Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde gerçekleştirilen eğitim seminerlerinde emeği geçenlere teşekkür etti. Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Osman Gürbüz de, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile ortaklaşa düzenlenen eğitim seminerlerinin kent kültürü ve kentlilik bilincinin artırılmasına katkı sağladığını vurgulayarak, şehirde birlikte yaşarken, ortaya çıkan olumsuzlukların kaldırılması için herkesin sorumlulukları olduğunu söyledi. Konuşmaların ardından Uzman Pedagog Battal Odabaşı tarafından verilen eğitim seminerine geçildi. Öğrecilere “Kentli İnsan, Bilinçli İnsan”dır konulu seminerini sunan Odabaşı, bir kişinin başarılı olması için önce kendini, sonra ilişkilerini, daha sonra da çevresini kontrol etmesi gerektiğini ifade etti. Kentliliğin tüketmekle değil, üretmekle olacağını kaydeden Odabaşı, “Kentlilikte önemli olan unsur, sosyal dokudur. Sinemaya, tiyatroya gitmek ve kitap okumanın, kent kültürü ve tarihi mirasa sahip çıkmanın önemini bilmemiz gerekiyor” dedi. Seminerden sonra, okulların belirlediği birer öğrenciye Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek adına takdirname ve hediyeleri verildi. Ayrıca, Büyükşehir Belediyesi tüm öğrencilere çeşitli hediyeler verirken, okul kütüphanelerine de kitap armağan etti. Programda öğrenciler, tiyatro, halk oyunları ve mehter takımının gösterisi ile eğlendiler.”

Haberi okuyunca derin düşüncelere daldım. "Kent kültürü ve kentlilik bilinci" ne demektir ve hemşehrilerimize nasıl kazandırılacaktır? Büyükşehir belediyemizin binbir zahmet ve masrafla yaptıklarına bakılırsa bazen iktidar partisinin milletvekillerinden bilmem ne kolları başkanlarına kadar mühim zevatı halkla buluşturarak, bazen de ilk öğretimdeki çocuklarımızı saatlerce bir salonda tutarak, yarışmalar, festivaller, paneller sempozyumlar düzenlemek, takvimler, kitaplar bastırmak ve saire, ve saire...

Kuşkusuz bu sayılanların yapılması gereklidir ve yararlıdır. Ancak… Bunlar yapıldığında o güzel otomobili ile maç heyecanına dalmış evladının yakınına kadar gidip kapıyı açıp inmeyi ve bir kaç adım atıp kimseyi rahatsız etmeden meramını anlatmayı (bence kent kültürü ve kentlilik tam da burada başlar) öğretebilecek miyiz muhtemelen üniversite bitirmiş, lüks otomobillere binen şık giyimli bay ve bayanlara?
------------------------------------------------------------------------------------------------Bu dünya yapıp ettiklerimizin yankılanıp bize döneceği bir dağdır. Mevlana C. Rumi

Hiç yorum yok: