Pazar, Mart 05, 2006

SAĞLIK ALANINDA SİVİL TOPLUM KURUŞULARI

Sivil toplum kuruluşları her geçen gün sayısı artan ve her geçen gün adından daha çok söz ettiren kuruluşlar. Özellikle Avrupa Birliği fonlarından yaralanmak için yürütülen faaliyetlerin bir ortağının da sivil toplum kuruluşu olmasının istenmesinden beri sivil toplum kuruluşlarına ilgi daha da arttı. Birkaç ay önce bu köşeden okuduğunuz bir yazımda sivil toplum kuruluşlarından bahsetmiş ve adeta neye sivil toplum kuruluş diyeceğimize şaşırıp kaldığımızdan dem vurmuştum. Avrupa Birliği kaynaklarından edindiğimiz bilgiye göre sivil toplum kuruluşları bireylerin ve grupların devletten kaynaklanmayan ve devletçe yönetilmeyen her türlü toplumsal faaliyeti gerçekleştiren kuruluşlar. Bu tanımlama İngilizcedeki “non-governmetal organization” yani kısaca NGO’ya tam tamına uyarken Türkçemize yerleştirilen “sivil toplum kuruluşu” ya da kısaca STK’yı karşılamıyor. Neden karşılamıyor? “Sivil” kısmına diyeceğimiz olamaz ama “toplum” kelimesi sözlükteki anlamı “herhangi bir topluluk” olsa bile yan anlam olarak “halk”ı çağrıştırıyor ve sivil toplum kuruluşlarının geniş halk kitlelerinin katılımıyla kurulan ve onları temsil eden, onların sözcüsü olan kuruluşlar olduğu intibaını veriyor. Oysa gerçekte bu çok az sayıda sivil toplum kuruluşu için doğru. Sivil toplum kuruluşlarının büyük çoğunluğu, hele hele de her gün gazetelerde, her akşam televizyonlarda adını duymaktan artık gına geldiklerimiz 10-15 kişinin oluşturdukları, son derece teknik konularda çalışan, halktan çok Avrupa ya da Amerika’daki benzer amaçlı kuruluşların yetkilileri ile temasta olan oluşumlardır. Kuşkusuz amacımız bu tür kuruluşları yok edilmesi gereken, kökü dışarıda, işbirlikçi, halk düşmanı ilan etmek, karalamak değildir. Bu kuruluşlar da ülkemize, halkımıza çok değerli katkılarda bulunabilmektedir. Biz sadece isimlendirme ile yapılanma arasındaki çelişkiye değinip isimlendirmelerin yanıltıcılığına değinmek istedik.

Bugünkü yazımızın asıl konusu yukarıda anlattığım bir eli yağda bir eli balda türünden Avrupa Birliği destekli vs. sivil toplum kuruluşları değil. Bunlar burada, Konya’da faaliyet gösteren, her gün tabelasını gördüğümüz, kapısını çalsak tanıdık gelen simaların bizi içeri buyur edebilecekleri mütevazı kuruluşlar. Bu kuruluşların da bir çoğu hakikatten Konya’ya çok değerli hizmetleri olan kuruluşlar, ancak isimlendirme ile yapılanma arasındaki çelişki bunlar için de söz konusu. Kuşkusuz "İsimlendirme ile yapılanma arasında çelişki olursa ne olacak? Sen isimlere değil yapılan işlere bak!" diyebilirsiniz. İlk bakışta haklı bile görünseniz tahlil edildiğinde görülecektir ki bu dernek, vakıf , oda, birlik vb. kuruluşların bir tüzüğü ya da senedi vardır. Bunlar çeşitli kamu kurumları tarafından denetlenmektedir. En azından bu denetlemeler sırasında bir denetçinin çıkıp da “sizin isminiz ile yaptıklarınız arasında tutarsızlık var, faaliyetlerinizi mercek altına alacağız” demesi bile kuruluşun çalışmalarını duraksatabilir. Ayrıca halk arasında da “yahu bunların isimleri şöyle ama durmadan böyle işlerle uğraşıyorlar” gibi sadece söz konusu kuruluşa değil bütün sivil toplum kuruluşlarına güveni sarsıcı söylentilere de yol açabilir ki uzun erimde bu daha da olumsuz sonuçlar doğurabilecek bir durumdur.

Anlayacağınız üzere bizim yapmak istediğimiz uyarı görevini yapmak, kimseyi afişe etmek değil. O nedenle hiçbir sivil toplum kuruluşumuzun adını buraya yazmayacağım. Sadece kafamdan kurduğum, muhayyel örnekler vereceğim:

-Sürekli kronik (süregen) hastalıkları olan kişilere yardımcı olan bir Acil Hastaları Koruma ve Kollama Vakfı düşünün… Acil hastalık biliyorsunuz hemen tedavi edilmesi gereken, hemen tedavi edilmediğinde kişiyi aşırı derecede acı içinde bırakan ya da tedavisi çok zor başka durumlara yol açan hastalık. Bakıyorsunuz ismini andığımız vakıf sürekli burun kemiğinde çarpıklık gibi hiçbir aciliyeti olmayan hastaların tedavisine yardımcı oluyor.

-Meram Kulak Hastalıkları Derneği adlı bir dernek kulak hastalıkları ile ilgili hiçbir faaliyet göstermiyor, sadece onlara işitme cihazı satmakla meşgul. Hem de pahalısından!

-Gerontoloji Vakfı adlı bir vakfın isminin ne anlama geldiğini bile bilmiyor halkın çoğu. Bu vakıf bir kreş inşaatı yaptırıyor. Doğaldır ki bu kreş inşaatini gören herkes "gerontoloji"nin çocuklarla ya da eğitimle ilgili bir kelime anlamına geliyor sanıyor. Halbuki gerontoloji yaşlılık bilimi, yaşlıların hastalıklarıyla ilgilenen tıp şubesi anlamına geliyor.

-Hekimler Dayanışma Derneği adında bir dernek düşünün. Bu derneğin tek yaptığı şey dünyanın adı duyulmadık ülkelerindeki savaşlarla ilgili olarak haftada iki tane basın açıklaması yapmak. Hekim nerde? Dayanışma nerede? Tanıma göre sivil toplum kuruluşu sayılan on üyeli bu dernekte “toplum” nerede?

Sözün özü “ya göründüğün gibi ol, ya olduğun gibi görün” sözüyle ünlü kişinin yaşadığı şehirde sivil toplum kuruluşu yetkilileri kendilerine ve kuruluşlarına bir bakıp “ya ismimize uygun faaliyetler yapalım, ya da yaptığımız faaliyetlere uygun isimler alalım” demelidirler.

------------------------------------------------------------------------------------------------

Bu dünya yapıp ettiklerimizin yankılanıp bize döneceği bir dağdır. Mevlana C. Rumi

Hiç yorum yok: