Pazar, Mart 05, 2006

SAĞLIK TARAMALARI

Gazetelerde nerdeyse her hafta bir sağlık taraması haberine rastlamak mümkün. Ne zaman böyle bir haber okusam belediye, dernek, vakıf, siyasi parti hatta özel sağlık kuruluşları tarafından düzenlenen "bu taramalar ne amaçla yapılmaktadır, yararlı mıdır, verilen emek alınan karşılığa değer mi ?" gibi sorular kafama üşüşür.

Kuşkusuz sağlık hizmetini vatandaşın ayağına götürmek, hele de söz konusu olan yerleşim yerinde temel sağlık hizmetlerinin dahi verildiği bir birim yoksa çok güzel bir şey. Hayatında ilk kez doktoru böyle taramalarda gören kişiler olduğunu biliyorum. Ayrıca bu taramalar sırasında teşhis konarak hayati önemde hastalığını tedavi ettirmek için yollara düşenleri de.

Bu hizmetlerin bazı kurallara uyulduğunda çok daha yararlı olabileceğini düşünüyor ve görüşlerimi kamuoyu ile paylaşmak istiyorum.

1-Sağlık Bakanlığı’nın sağlık taramaları ile ilgili bir yönetmelik hazırlayarak “sağlık taraması”nın tanımını yapması, bu işin evsafını, bu işi kimlerin, nasıl yapacağını, belirlemesi gerekiyor. Bu yapılmazsa bugünkü kaos devam eder. Nasıl bir kaos mu? Hiçbir hekimin görev almadığı, sadece sağlık memuru ve hemşire ile de yapılan işe sağlık taraması denilebiliyor. Bu gerçekten sağlık taraması mıdır? Sadece bir organın muayene edildiği ya da bir hastalığın arandığı taramalar mıdır sağlık taraması, yoksa tüm vücudu tarayanlar mı? Elinde bir stetoskopla dil basacağı olan bir hekimle sağlık taraması olur mu? Sadece kan alıp laboratuarda inceleyerek sağlık taraması yapılabilir mi? Aklına esen dernek ya da vakıf sağlık taraması yaptırabilir mi? Siyasi partiler için ne dersiniz? Peki ya da özel sağlık kuruluşları neden yaparlar bu taramaları?

2-Sağlık taramaları için mutlaka il sağlık müdürlüklerinden izin alınmalıdır. Ayrıca il sağlık müdürlükleri taramalardan daha çok verim alınması için koordinatörlük yapmalıdır. İlde yapılan tüm sağlık işlemlerinde sağlık müdürlüklerinin denetleyici olmalarının gereği açıktır.

3-Sağlık taramalarında hastaların tespiti önemli bir durum olmakla birlikte ileri tetkik ve tedavi için bir plan yapılmamışsa bu taramadan elde edilen amaca ulaşılamamaktadır. Hastanın ameliyat gerektiren bir hastalığı varsa bu ameliyatı olabilmesine zemin hazırlayacak sosyal hizmet ve danışmanlık hizmetleri de mutlaka verilmelidir. Bu da taramanın buna uygun planlanmasına, ekibin önceden hazırlıklı olmasına bağlıdır. Kısacası bir dernek başkanının aklına tarama yaptırmak esip birkaç sağlık personeli ile anlaşması amacına ulaşacak bir sağlık taraması için asla yeterli değildir.

4- Mevcut anlamda gerçekleştirilen sağlık taramaları esas olarak bozuk bir sağlık sisteminin göstergesidir. Yani, gününü birinde köye üç beş sağlık personeli gelecek ve insanları sıraya dizip üstünkörü bir muayeneden geçirecekler ve böylece sağlık taraması yapılmış olacak. Bu belki Afrika’nın çölleri için gereklidir ama bizim ülkemizin gelişmişlik seviyesine uygun değildir. Bizim taramalarımız artık belli bir hastalığa yönelik olmalıdır. Talessemi aranmalıdır, şaşılık aranmalıdır ya da bir kanser türü. Böyle olduğu zaman sağlık taramaları anlamlı olur ve ülkemize yakışır hale gelir.

KİTAPLAR ARASINDA

İATOKRASİ, TIP, KÜLTÜR
Dr. Tolga Ersoy, Sorun Yy., İstanbul, 1998


Dr. Tolga Ersoy "nev-i şahsına münhasır" tabirine tam da uyan hekimlerden biri. Niçin mi böyle diyoruz? Dil-Tarih,Coğrafya Fakültesi'nde antropoloji doktorası yapan bir başka hekim duyulmuş görülmüş bir şey değil de ondan.

İkisi öykü dalında olmak üzere toplam yedi kitabın yazarı Dr. Ersoy. Tıbbın sosyal, felsefi ve siyasi yönlerini irdeleyen ve araştırmalarını kitap halinde topluma sunan bir meslektaşımızın olması bizler için sevindirici bir durum, ama...

"Ama"sı şu: Dr. Ersoy her şeye belli bir ideolojinin gözlüğünden bakıyor. Esas itibariyle bu normaldir de. Hepimiz dünyaya ve olaylara belli bir açıdan bakmak durumundayız. Ancak Dr. Ersoy baktığında gördüğü şeyleri anlatış tarzı en azından bir kısmımıza rahatsız edici, hatta rencide edici gelebilir. Kanımızca bunun en büyük zararı, bu üslupla söylenenlere insanların reseptörlerini kapatmaları, dolayısıyla da dile getirilen "doğru"ların heba olup gitmesidir.

Üç bölümden oluşan "İatokrasi, Tıp ve Kültür"ün ilk bölümü "İatokrasiye Giriş (Tıp-Kültür-Antropoloji) başlığını taşıyor. Yoğun İllich etkisi hissedilen bu bölümün sonunda "İngiltere'de Emekçi Sınıfın Durumu", "Aşılar, Tekeller, Darbeler" ve "Sağlık Adacıkları" başlıklarını taşıyan üç adet ek var. Birinci ekin bu kitaba ne amaçla konulduğunu anlamakta bir hayli zorlandık doğrusu...

İkinci bölüm "Verem ve Ezilenler Üzerine Notlar", "Kannibalizm Üzerine Notlar" ve "Epilepsi ve Dostoyevski" başlıklı üç yazıdan oluşuyor. Ilk yazı Susan Sontag'dan mülhem olduğu için çok şey söylemeye gerek yok. Kannibalizm üzerine bir şeyler okumak isteyenlere ise, ne yalan söyleyelim, Hilmi Yavuz'un "Modernleşme, Oryantalizm ve İslam" kitabındaki yazısını öneririz. Bu bölümün son yazısı olan "Epilepsi ve Dostoyevski" ne yazık ki yanlı bir yaklaşımı barındırıyor: Hz. İsa ve Hz. Muhammed'e sara hastalığını yakıştırmak hiç bir bilimsel temele dayanmamaktadır. Birer insan olan peygamberlerin hasta olmayacaklarını kimse iddia edemez. Ancak, ne İncil'de, ne Kur'an'da, ne de Hadis'te ya da Siyer'de anılan peygamberlerde sara olabileceğini akla getirecek herhangi bir bilgi yokken sara tanısı koymanın "diagnostik mantık"la bağdaşmamaktadır.

Üçüncü bölüm "Kontrasepsiyon ve Kültür" ve "Tıp Dilinin Metaforu İçin Deneme" başlığını taşıyan yazılardan oluşuyor. Birinci yazıda Kuran'da Fatır Suresi'nin 11. ayetine dayanılarak İslam'da doğum kontrolünün kısıtlanmış ve yasaklanmış olduğu iddia edilmekte. İslam Dünyası'nda yaşamış binlerce alim yüzyıllardır bu yasağı keşfedememişken Dr. Ersoy'un bir mealden alıntıladığı bir "ayet"le işi bitirivermesi aşırı bir kolaya kaçış olmuş doğrusu... "Tıp Dilinin Metaforu Için Deneme" Sontag'ı okumamışlar ya da ağır geldiği için okuyamayanlar için bir başlangıç olabilir.

Değerlendirmemizi yazarın "önsöz"ünden aldığımız ve içtenlikle katıldığımız bir cümlesiyle noktalayalım: "Tıbbın yeniden insana döneceği gelecek güzel günlerin ümidiyle..."
------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu dünya yapıp ettiklerimizin yankılanıp bize döneceği bir dağdır. Mevlana C. Rumi

Hiç yorum yok: