Durduk yerde yabancılardan örnek vermek ya da yabancıları referans göstermek hiç sevmediğim bir moda haline gelmiş durumda. “Globalleşen(!) dünyamız”da kuşkusuz yabancıları örnek vereceğimiz ya da referans göstereceğimiz durumlar da vardır, ama en ulusal saydığımız bir konu ya da değer hakkında yazarken/ konuşurken bile referansların veya örneklerin nerdeyse tamamının yabacılardan olması tam da “bu ne yaman çelişki?” dedirtecek cinsten değil mi sizce?
Şimdi yabancı ülkelerden örnek vereceğim ve bunda bir sakınca da görmüyorum, çünkü bahsedeceğim konu uluslar üstü. Ulusal değerlerle değil tüm insanlığın değerleri olan akıl, mantık ve bilimle ilgili. Trafikten bahsedeceğim bugün.
Batı ülkelerine gittiğimde ilk dikkatimi çeken şey trafik olmuştur. Kırmızı ışıkta durmamak falan gibi şeyleri zaten beklemediğim için trafik lambalarına riayet edilmesine değil de trafik lambası olmayan yerlerde sürücülerle yayalar arasındaki ilişkiye şaşırıp kalmıştım ilk gittiğim yabancı ülke olan Danimarka’da. Karşıya geçmek için kaldırımın kenarında durmuştum. Yoldan hızla geçen bir aracın da yavaşlayıp durduğunu gördüğümde herhalde bana bir şey soracak sanmış ve “gariban tam da soracak adamı buldu” diye mırıldanmıştım. Bir süre ben sürücüye baktım, sürücü de bana baktı ve herhalde anladı oralarda yabancı olduğumu ki eliyle buyurun yol sizin işareti yaptı. Şok oldum. Kendi ülkemde hayal bile edemeyeceğim bir durumdu bu. Benim ülkemde bırakın trafik lambası olmayan bir yayaya yol vermeyi, lambaların olduğu yerlerde bile geçiş hakkını sürücülerin paşa keyifleri belirliyordu. Yayalar lambalara değil, otomobillerin durup durmadığına bakarak karşıdan karşıya geçebiliyorlardı. Bahsettiğim şoku yaşayalıdan beri geçen onbeş yıl içinde değişen bir şey olmadığını söylesem yalan olmaz herhalde.
Danimarka günlerimde Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Kopenhag’daymış diye duymuştum. O zaman ne hanyayı bilirdim ne Konya’yı, ne de Konya’ya yerleşeceğimi. Fakat Kopenhag’daki belediyecilik hizmetlerini bilmem nedeniyle Kopenhag’ı görmüş bir belediye başkanına sahip olduğu için Konya’nın çok şanslı bir şehir olduğunu düşünmüştüm. Öyle ya, sayın başkan Kopenhag’da gördüğü güzel şeyleri herhalde döndüğünde Konya’da uygulayacaktı.
Danimarka dönüşü Konya’da çalışma imkanı doğunca aklıma Kopenhag’ı gören başkan geldi. Konya’ya heyecanla geldim ve şehrin olabildiğince geniş bir alanını kısa bir süre içinde gezdim. Kopenhag gezisinden işaretler arıyordum. En azından bisiklet yollarını bulabilirim sanıyordum, çünkü her iki şehir de düz bir konuma sahiptiler her iki şehirde de bisiklet yoğun olarak kullanılıyordu. Aradığımı bulamadım. Bulamayacağımı da anlayınca şöyle bir kanıya vardım: “Sayın Başkan Kopenhag’da ev sohbetlerinden ve siyasi konferanslardan başını alıp yolu sokağı görememiş herhalde.”
Bisiklet yolları üzerine hep kafa yorarım. “Kopenhag’da oluyor da neden Konya’da olmuyor”un cevabını sanıyorum ki buldum: “Kopenhag’da bisiklete herkes biniyor, Konya’da ise sadece ekonomik durumu iyi olmayanlar biniyor.” Sanıyorum ki bizde ye kürküm ye zihniyeti her zaman hakim olduğu için hizmetler de genellikle ekonomik düzeyi iyi olanların ihtiyaçlarına göre planlanmakta.
***
Bilgisayarımın başına oturduğum zaman aklımda Hastane Caddesi’nin trafiğiyle ilişkili bir şeyler yazmak vardı. Bir de baktım ki eskilerin “tedai” dedikleri çağrışımlar beni doksanlı yıllara götürdü. Bana ayrılan yeri tamamen nerdeyse onlarla doldurmak üzereyim. Artık, gelelim sadede.
Efendim, Hastane Caddesi’ndeki trafik bir keşmekeş içindedir. Diyeceksiniz ki eskiden beri böyledir. Evet eskiden beri o caddede bir trafik sıkıntısı vardı, ama son yapılan düzenlemelerle yolun daraltılmasından sonra bu sıkıntı arttı. Şahsen aklıma takılan soru Numune Hastanesi önünde kaldırımların genişletilmesinin ne hikmeti olduğudur. Hani bir alışveriş merkezi önü olsa da gelip gideni engellemeden ahali rahat rahat vitrin bakabilsin diye düşünülmüş olsa neyse. Bir arkadaşım yolun daraltılmasına şöyle bir izah getirildiğini anlatıyordu: “Yol daralınca trafik daha hızlı akarmış”. Bunu duyan muzip bir dostum da cevabı yapıştırıverdi: “Hortum mu bu kardeşim?”
İşin esprisi bir yana, normal zamanlarda bile sorunlu olan Hastane Caddesi trafiğinin olağan üstü durumlarda ne hale geleceğini yetkililer umarız ki düşünmüş ve tedbirlerini almışlardır. Aksi halde hastaneye arı kovanı gibi ambulans giriş-çıkışı gerektiğinde faciaya bir de trafik faciası eklenmesi işten bile değildir.
------------------------------------------------------------------------------------------------Bu dünya yapıp ettiklerimizin yankılanıp bize döneceği bir dağdır. Mevlana C. Rumi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder