Yeni Meram'daki yazılarımızda sürekli gündeme getirmeye çalıştığımız "Sağlıklı Şehirler"le ilgili çok önemli bir uluslar arası etkinlik geçen hafta ülkemizde gerçekleştirildi.
DSÖ Sağlıklı Şehirler Ağı ve Avrupa Ulusal Sağlıklı Şehirler Ağı 2005 Yılı Toplantısı Bursa'da yapıldı.Toplantıda ''Sağlıklı Yaşlanma'', ''Sağlıklı Şehir Planlaması'', ''Sağlık Etki Değerlendirmesi'' ile ''Şehirlerde Fiziksel Aktivite ve Obezite'' konularında paneller düzenlendi. “Daha sağlıklı ve güvenli şehirler nasıl oluşturulur?”, “Risklerle nasıl baş edilir?”, “Afetlerden nasıl korunulur ve sağlıklı hale nasıl getirilir?”, “Şehirler daha sağlıklı nasıl tasarlanır?”, “Obezete ile nasıl başa çıkılır?”, “Daha sağlıklı, güvenli ve daha aktif şehirler nasıl tasarlanır?” sorularına cevaplar bulunmaya çalışıldı.Türkiye'den 30 kentin belediye başkanı ve temsilcileri de, toplantı kapsamında düzenlenen Sağlıklı Kentler Birliği I. Yıl Konferansı'nda bir araya gelerek ''Sağlıklı Şehir Konsepti ve Uygulamaları''nı masaya yatırdılar.
DSÖ Sağlıklı Şehirler Ağı'na Konya'dan sadece Meram Belediyesi'nin katılmak için girişimlerde bulunduğunu biliyoruz. Sn. R. Tuzcuoğlu bu toplantıya katılacaklarını söylemişti. Konya Belediyelerinden bu toplantılara katılanlar oldu mu, yoksa bu önemli olayı ıskaladık mı? Büyükşehir Belediyesi'nden Dr. F. Altınok'un katıldığını kişisel dostluğumuz nedeniyle biliyorum. Peki başka katılım oldu mu? Bu tür katılımların belediyelerin ilgili birimlerince bir basın bülteni ile duyurulması ne kadar hoş olur. Kuşkusuz yerel gazetelerimizin muhabirleri de işin peşine düşüp böyle önemli bir toplantıdan dönenlerin kapılarını çalmalılar ve "yediğiniz içtiğiniz sizin olsun, neler gördünüz, neler öğrendiniz, Konya için neler düşündünüz?" demeliler.
VELESPİT ŞENLİĞİ
Konya'da şehir içi yollarda yaşanan sürpiz trafiğe kapatılmalar ve onca toz toprağa rağmen güzel şeyler de oluyor. Zafer’deki Yaya Bölgesi ve Velespit Şenliği bunlardan ikisi.
Yaya Bölgesi henüz tamamlanmamış bir proje. Belediye yetkililerinin yaya bölgesinden ne anladıklarını, proje tamamlanınca ortaya ne çıkacağını halka yeterince paylaşmadıklarını düşünüyorum. Umarım bazı şehirlerimizde olduğu gibi lokantaların ya da kafelerin sokağı istila etmesine imkan hazırlamak anlaşılmıyordur. Bekleyip göreceğiz: yetkililer esnafa mı kulak veriyor, yoksa yayaya mı? Esnaf hernekadar maddi güç ve örgütlü olma avantajlarıyla yetkilileri kendi çıkarları doğrultusunda etkilemeye çalışacak olsa da, yetkililerin çağdaş belediyecilik kurullarını uygulayacaklarına, maddi gücü ve örgütü olmayan yayayı kollayacaklarına inanmak istiyorum.
Velespit Şenliği'ne gelince... Ellerim şişercesine alkışladığım bu güzel girişim hakkında basında yazılanları okuyunca ardında sağlam bir felsefenin varlığından kuşku duymaya başladım.
-Şenlik Büyükşehir Belediyesi Sosyal Araştırmalar Merkezi Müdürlüğü’nce düzenlenmiş. Bir Araştırma Merkezi'nce şenlik düzenlemiş olması ilginç geldi bana. Acaba adında "sosyal" geçiyor diye mi bu Müdürlüğe yüklendi şenlik düzenleme işi? -Şenlik'te konuşan Sn. T. Akyürek "bisiklet sporuna sağladıkları katkının artarak devam edeceği"nden bahsetmiş. Doğrusu ben bu Şenlik'in bisiklet sporunu değil dibe vuran şehir içinde bisiklet kullanımını gündeme getirmesini, özendirmesini beklerdim. Sn. Akyürek'in bir belediye başkanı olarak bisiklete binmeyi yarışmalarda derece alanlara ödüller verdiği bir spor olarak değil de "tekerlekli yayalık" olarak düşündüğü taktirde Konya'ya bir katkı sağlayabileceğini düşünüyorum. -Gazete haberinde Sn. Akyürek'in "Yakında bisiklet yolu olan alt geçitlere de kavuşacağız” dediği naklediliyor. Bu "müjde"nin sağlıklılığı konusunda lütfen Belediye'nin uzmanları bizi aydınlatsınlar. Bizim bildiğimiz kadarıyla sağlıklı şehirlerdeki yollarda "zemin katı ( bisikletliler de dahil) yayalara aittir.Yayalar, üst ve alt geçitlere zorlanamaz." Doğrusu, Başkan'ın verdiği "alt geçitlere bisiklet yolu müjdesi"ni anlamakta güçlük çekiyoruz. -Meram Eski Yol'da oturan bir yurttaş olarak, Başkan'a atfedilen "Konya’da ilk kez bisiklet yollarının yapıldığı" sözleri de garibime gitti. Sanıyorum sürçü lisan olmuş. Sürçü lisan değilse, duyunca kanımı beynime fırlatan Eski Yol'daki bisiklet yolunun kaldırılacağı yolundaki söylentilere inanmaya başlayacağım.
Bu arada Sağlıklı Şehirler Ağı toplantıları için Bursa'ya gelen iki Danimarkalı belediyecinin içinde "bisiklet" geçen açıklamalarından derlenen bir haberi de "bisikletin ardında olması gereken felsefe"ye değinmek amacıyla sizlerle paylaşmak istiyorum:
Kopenhag’daki mevcut parkları dönüştürerek birer aktivite merkezi haline getirmeye başladıklarına dikkat çeken Kopenhag Bld. Sağlık Başkanı I. Marie Bruun, “Bizim belediyemizin bütçesi 4.5 milyon Euro ve bütçemizin üçte birini (1.5 milyon Euro) kenti daha sağlıklı hale getirmek için harcıyoruz. Yapılan uzun bisiklet parkurları sonrası araç kullanımı düştü. Belediye başkanımız bile işe bisikletiyle geliyor. Son 10 yılda ortalama yaşam süresi arttı” dedi.
Danimarka’nın Odense Bld. Sağlık Sorumlusu Henrik Lumholdt ise sadece bisiklet kullanımını artırmaları sonucu elde ettikleri rakamlarla herkesi hayrete düşürdü: Odense kentinde 4 yılda 4,4 milyon Euro tasarruf sağlandı ve 15-49 yaş arası ölümler %20 oranında azaldı. Bisiklet yolunun uzun ve sağlıklı bir yaşama gittiğini ifade eden Lumholdt, “4 yıl önce bisiklet kullanımının yaygınlaşması için çocukları, ebeveynleri ve işyerlerini kapsayan 3 ayrı kampanya başlattık. Ebeveynlerin bisikletlerinin arkasına küçük çocukların binebileceği arabalar taktırdık. Çocukların bisikletlerine km tespiti için okuyucular taktık ve en çok km yapanlara ödüller verdik. Şu anda şehirde 5000 çocuk bisikletle haftada ortalama 101 km yol katediyor ama 250 km yapan çocuklar da var” diye konuştu. Kampanyaların çok önemli sonuçlar verdiğini vurgulayan Lumholdt, şunları söyledi: “4 yıl sonra gelinen noktada bisiklet trafiği % 20 arttı ve buna bağlı olarak kazalar da azaldı. Kent olarak 2131 ek yaşam yılı kazandık. 15-49 yaş arası ölümler % 20 azaldı ve 4 yılda 4.4 milyon Euro tasarruf sağladık.”
Not: Velespit denilince hemen aklıma gelen dostum Zemçi Çetinkaya'yı özlemle ve rahmetle anıyor, Belediye'ce basılacak dergilerde onun velespiti konu alan mükemmel yazısının bir kez daha yayımlanmasını ilgili birimdeki görevlilere öneriyorum.
OKUDUKÇA
Yeşil pencerenden bir gül at bana
Işıklarla dolsun kalbimin içi.
Geldim işte mevsim gibi kapına
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.
Ahmet Muhip Dranas
KİTAPLAR ARASINDA
GÖL VE İNSAN
Tayfun Atay Kalan Yy., Ankara 2005.
"Göl ve İnsan", alt başlığında da belirtildiği üzere Beyşehir Gölü çevresinde doğa ile insan ve kültür ilişkisi üzerine antropolojik bir inceleme. Kitapta, Beyşehir Gölü çevresinde insan yaşamının gölde meydana gelen değişime paralel olarak farklılaşması tarihsel, ekonomik, etnik, dinsel ve folklorik açılardan irdeleniyor. Göl insanlarının bilinçaltında mazide kalan güzel günlerle özdeşleştirdiği "göğce balık" ile şimdiki sorun ve stres dolu günlerle özdeşleştirdiği "dişli balık" arasındaki tercihinin nedenlerini bu kitabı okuyunca daha iyi anlayacaksınız.
Yedi bölümden oluşan kitap benim için içeriğiyle olduğu kadar kapağındaki fotografla da önemli. Gerçekten de göl ve insanın birlikteliğini olağanüstü bir biçimde yansıtan bu fotograf, Meram Tıp Fakültesi'nde psikiyatri doçenti olan değerli dostum Dr. Ali Savaş Çilli'nin objektifince yakalanmış güzel bir enstantane. "İyilik yap denize at, balık bilmezse Halik bilir" demişler ya Dr. Çilli'nin bir Beyşehir gezisinde çekip "internet denizi"ne "attığı" bu "iyi fotograf", Tayfun Atay tarafından internet ortamında bulunmuş, taşıdığı müstesna değer fark edilerek özel izin alınarak kapağa konmuştur.
Anadolu Doğa ve Kültür Belgeselleri Derneği, Konya İl Çevre ve Orman Md.lüğü, Beyşehir ve Yenişarbademli Kaymakamlığı tarafından ortaklaşa yürütülen proje kapsamında bugünlerde çekimi gündeme gelen Beyşehir gölü belgeseli için de güzel bir kaynak olacağını düşündüğümüz kitabı okuyucularımıza şiddetle öneriyorum.
Tayfun Atay kimdir?
Doç. Dr. Tayfun Atay 1962 Ankara doğumlu. Ankara Üniv. Dil ve Tarih-Coğrafya Fak.’nde antropoloji alanında lisans (1983) ve yüksek lisans (1986) eğitimi aldı. Londra Üniv. Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu’nda Alan Çalışmaları: Yakın ve Orta Doğu Bölümü’nde ikinci yüksek lisans (1989), Antropoloji ve Sosyoloji Bölümü’nde de doktora (1994) yaptı. 1985-2001 yılları arasında Hacettepe Üniv. Antropoloji Bölümü’nde çalışmalarını sürdürdü. Halen Ankara Üniv. DTC Fak. Halkbilim Bölümü öğretim üyesi. Temel ilgi alanı din antropolojisi olmakla birlikte, “çevre-kültür ilişkisi”, “popüler kültür ve medya”, “toplumsal cinsiyet ve erkeklik kimliği” gibi konularda çalışmalarını yoğunlaştırmıştır.
------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu dünya yapıp ettiklerimizin yankılanıp bize döneceği bir dağdır. Mevlana C. Rumi
1 yorum:
İyi günler Nazmi hocam . Babamı da bu güzel yazınızda andığınız için çok teşekkürler. Saygılarımla M.Fatih Çetinkaya
Yorum Gönder