Pazar, Mart 05, 2006

NASIL KAHRAMAN OLDUM?

Evvela ulusal gazetelerden birinde görmüştüm haberi, sonra 15 günde bir çıkan ve adındaki “magazin” kelimesi ağırlığına hiç yakışmayan bir medikal gazetede.

Olacak şey değildi… 6023 değişiyormuş. Sadece 6023 sayılı Tabip Odaları Kanunu değil, Eczacı Odaları, Dişhekimi Odaları kanunları da…Yerlerine “geri” bir kanun geliyormuş.

Bir zaman sonra üyesi olduğum doktorlar e-posta grubunda da aynı haber gündeme gelince iki tepkim oldu. Birincisi 6023’ün zaten yeterince “geriletilmiş” bir kanun olduğu, ikincisi ise bilen ya da elinde olan birilerinin bu kanun taslağını herkesle, en azından bencileyin ilgi duyanlarla, paylaşması.

Heyecanla bekledim, ama nafile…Ne 6023’ün geriletilmişliği konusunda, ne de yeni taslağın içeriği konusunda bir cevap veren olmadı. Derken karlı bir kış gününde bizim tabip odası reisinin titrek bir sesle “Üstadım misafirlerimiz var amma idare heyetimizin azalarından her biri bir mazeret uydurup kaytardığı içün bizim odamızdan kimse yok, gel beni yalnız bırakma” ricası üzerine Orta Anadolu Tabip Odaları Toplantısı’nda buldum kendimi. Tevafuk bu ya…Tam karşımda oturan Tabip Odaları Merkez Heyeti Reisi’nin elinde taslağın ilk sayfasını görme fırsatına nail oldum.

Ne bahtiyarlıktı benim için! Gizli taslak örgütümün reisi olan “sağlam” bir meslektaşımın ellerindeydi. Örgütümüzün “canlı olarak ele geçirilen” bu belgeyi örgütün ülke sathındaki temsilcileriyle paylaşacağından emindim. Çünkü hattı müdafaa değil sathı müdafaa olduğuna inanan kimseler olarak “çok özel bir dönemi” birlikte yaşıyorduk!

Toplantı bitti, misafirler gitti… İki ayı aşkın bir süre bekledikten sonra anladık ki bu tasarının bizimle paylaşılacağı falan yok. Kendi başımızın çaresine bakalım dedim.

Çoluk çocuğun ekmeğinden kesip X class bir uçak bileti alarak karda kıyamette İstanbul’un yolunu tuttum. Böyle durumlarda bizi hiç kırmayan “minik kuş”a müracaat ettim. Ne sakalımız var, ne de çok satan bir gazetede köşemiz, ama sağ olsun bizi kırmadı bizi minik kuş, “SAĞLIK MESLEK ODALARI VE BİRLİKLERİ KANUN TASARI TASLAĞI’nı elime tutuşturdu.
Artık ben de elinde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti’nin gizli taslaklarından birine sahip mühim bir vatandaş olmuştum…Duruşum, bakışım, yürüyüşüm değişmişti. Hatta sıradan biri olarak gittiğim İstanbul’dan dönüşte havaalanının VİP salonunu kullanacak kadar ileri götürmüştüm işi!

Can çıkmayınca huy çıkmazmış…Mühim bir vatandaşa dönüşmüş olsam da sıradan insanlara özgü işler yapmaktan alıkoyamadım kendimi. Ve belgeyi eşe dosta sızdırmaya başladım…
Muayenehanede uzun süredir işler kesat gidiyordu. İyice sinek avladığım günlerde gözüme kestirdiğim bir arkadaşı telefonla arıyor rutin hal-hatır sorma faslından sonra konuyu etibba odasına, sıhhiye vekaletine falan getirip “seninle bir mevzu görüşeceğim, müsait misin?” diyerek lafı bağlıyordum. Yarım saate kalmıyor muayenehaneme damlıyordu oltayı attığım arkadaş. Hoşbeşten sonra kırmızı renkte “ÇOK GİZLİ” damgasını taşıyan taslağı uzattığım arkadaş faltaşı gibi açılmış gözlerle bana bakarken “aramızda kalısın, bi incele” diyordum hafiften kasılarak. Garibanlar genellikle ilk ve son sayfalarını inceliyorlardı, ama bir kaçı sayfa sayfa okuyup “bir fotokopisini alalım” bile dediler. Onlara “kusura bakma dostum” derken hayatta hiç almadığım kadar zevk aldığımı söylesem yalan olmaz.

Bu gizli taslak sayesinde hekimler arasındaki itibarımın giderek artmaya başladığını hissediyordum. Ben davet etmeden ziyaretime gelenler de ha bire çoğalıyordu. Zavallılar lafı döndürüp dolaştırıyorlar ama bir türlü “ şu belgeyi bir de biz görsek” diyemiyorlardı. Ben yeterince nazlandığıma kanaat getirince artık hiçbir işe yaramayan çelik kasamdan “gizli belge”yi çıkartıyor ve sesimi alçaltıp bazı izahlar yaparak onların da mutlu hekimler sınıfına yükselmesini sağlıyordum.

Bir gün dünyam kararıverdi. Herzevekilin birisi ele geçirdiği taslağın 8. versiyonunu internette yayınlamıştı. Bendeki 4. versiyon olduğu için birileri bu taslağı görürse kariyerim fena halde sarsılacaktı. Hemen basın kuruluşlarına ve arkadaşlara haber saldım: Yarın saat 14’te Hotel İrene Smart Saloon’da “Kamuoyundan gizli tutulan Sağlık Meslek Odaları Ve Birlikleri Kanun Tasarı Taslağı’ ile ilgili basın açıklaması yapacağım.” Saat 13:45’te otelin toplantı salonuna girdiğimde içerisi ana baba günüydü. Gencinden yaşlısından hekimler, gazetelerden, radyolardan, televizyonlardan muhabirler…

“Muhterem Meslektaşlarım, Basınımızın Kıymetli Mensupları, bugün size mesleğimize, ve meslek örgütümüze yapılan haince bir saldırıyı açıklayacağım” diye söze başladım ki bir alkış tufanı koptu salonda. Ardından sloganlar “örgütüme uzanan eller kırılsın” “vur vur inlesin, bakanımız dinlesin” vs, vs…Güçlükle susturabildim kalabalığı. Sükuneti sağlayınca aldım sazı elime, hicazdan girdim karciyardan çıktım ve sonunda çakmağımı çakıp gizli taslağın 4. versiyonunu ateşe verdim.

....

Ertesi sabah bizim hatunun heyecan içinde seslenmesiyle uyandım. “Uyan, bey uyan! Televizyonda seni gösteriyorlar.” Hakikatten de ulusalıyla yereliyle, basılısıyla görüntülüsüyle bütün medya benden bahsetti durdu o gün. Bir ara BBC mi BMJ mi onun muhabiri arıyor da dediler ama yüz vermedim, meşgul dedirttim.

Gizli belgeyi yakarak bırakın karizmayı çizdirmekten kurtulmayı ulusal bir kahraman olmuştum.

Hiç yorum yok: