Salı, Mart 28, 2006

TOPLUM SAĞLIĞI ARAŞTIRMA ve GELİŞTİRME MERKEZİ’NDEN “VEREMİ DURDURUN” ÇAĞRISINA DESTEK

Dünya Sağlık Örgütü öncülüğünde tüm dünyada başlatılan “Veremi Durudurun” çağrısına bir çok uluslararası kuruluşla birlikte ülkemizden de Konya’da faaliyet gösteren Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi destek verdi.

24 Mart Dünya Verem Günü’nde başlatılan kampanyanın çağrı metni Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi’nce Türkçe’ye çevrilerek basınla paylaşıldı.

VEREMİ DURDURUN ÇAĞRISI (THE CALL TO STOP TB)

Dünyadaki tüm liderleri, hükümetleri, örgütleri, sivil toplumu, birlikleri ve bireyleri “Veremi Durdurmak İçin Küresel Plan 2006-2015”i desteklemeye, finanse etmeye ve gerçekleştirmeye davet ediyoruz.

ÇÜNKÜ her yıl yaklaşık 2 milyon kişi veremden ölmekte, 9 milyon kişi verme yakalanmakta ve verem mikrobu dünya nüfusunun üçte birini enfekte etmektedir.

ÇÜNKÜ verem Afrika ve Avrupa bölgesinde küresel bir pandemi ve acil hastalıktır.

ÇÜNKÜ verem HİV/AIDS’le birlikte halkı en çok öldüren hastalıktır ve çoklu-ilaca dirençli verem türleri küresel bir tehdittir.

ÇÜNKÜ verem tedavi edilebilir bir hastalıktır.

ÇÜNKÜ Veremi Durdurun stratejisi sonuç vermektedir.

ÇÜNKÜ verem önümüzdeki 10 yılda 14 milyon hayat daha kurtarılacaktır.

ÇÜNKÜ veremli insanları tedavi etmek ve iyileştirmek bu hastalığın yayılmasını önler, yoksulluğu azaltır, sağlık sistemlerini güçlendirir.

ÇÜNKÜ veremi durdurmak için acilen yeni aşılara, ilaçlara ve teşhis yöntemlerine ihtiyaç vardır.

ÇÜNKÜ verem tedavisine ulaşmak bir insan hakkıdır.

ÇÜNKÜ şimdi eyleme geçersek 2050 yılında verem yok edilebilir.

YUKARIDA SAYILAN 10 NEDENDEN DOLAYI, biz kendimizi eylemlerimiz yoluyla veremsiz bir dünyaya adıyoruz.

VEREMİ DURURUN – HAYATLARI KUTARIN
------------------------------------------------------------------------------------------------

Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanı Dr. Nazmi Zengin 24 Mart Dünya Verem Günü dolayısıyla şunları söyledi:

I. Dünya Savaşı ve peşinden gelen İstiklal Savaşı yıllarında ve hemen sonrasında vereme çok sayıda kurban verdik. Dedelerimin de bu kurbanlar arasında olması “verem”i benim için çok özel bir hastalık kılmıştır. Verem savaşı silahlı savaşlardan çıkan ülkemizin sağlık alanında verdiği en büyük savaş olmuştur. Bu savaşı başarıyla yürütmemizde kuşkusuz yeni ilaçların keşfi ve sağlık çalışanlarımızın üstün gayretleri etkili olmuştur. Ama bence daha da önemli olan, bu günlerde belki çok olağan sayılan ama henüz cumhuriyete yeni kavuşmuş bir toplum için fevkalade ileri adım sayılması gereken sivil toplumun verem savaşına katılmasıdır. Bu bakımdan Verem Savaş Dernekleri bugünün sağlık politikalarını yapanların da göz önünde bulundurması gereken muazzam bir örnektir.

Kısa süre önce Dünya Sağlık Örgütü 2004 yılına ait küresel verem verilerini yayınladı. Buna göre Türkiye’de 2004 yılı içinde 20 bine yakın yeni verem vakası saptandı. Böylece veremli sayımız 32 binleri aştı. 2004’te vereme verdiğimiz kurban sayısı ise dört bine dayandı. Bu verem savaşı alanında örnek gösterilen bir ülke için çok dramatik bir geriye gidiştir.

Yerel gazete haberlerine göre ise verem ülke genelinde olduğu gibi Konya’da da yayılma eğilimi gösteriyor. Konya’da verem hastası sayısında son 5 yılda yüzde 30 oranında artış olmuş. Bunda aşılama programında oluşan zaafiyet yanı sıra yaşanan ekonomik krizler, aile yapısının çözülmesi, göç, safahat hayatının artması gibi faktörler etkili olmuştur. Burada göz ardı edilmemesi gereken bir nokta da nokta şudur. Evet, verem yoksullarda, olumsuz şartlarda yaşayanlarda daha sık görülür ama sadece böyle kişilerde görülmez. Zenginlerde de görülebilir verem, hatta doktorlarda da.

Geçenlerde veremle ilgili bir dernek kurarak kamuoyunun dikkatini bu hastalığa çeken Dr. Mehmet Cenk Deliküçük kendisi vereme yakalanmış ve fevkalade zorluklar çekerek bu hastalığı yenmeyi başarmış ve şu anda kendisini veremle savaşa adamış bir meslektaşımdır. Bizzat tanıdığım verem hastası doktorlar olmuştur. Bunlardan biri vereme yatkınlığı olan bir aileden gelen bir doktor hanımdı. Daha sonra göğüs hastalıkları uzmanı oldu ve veremle savaş ordusuna katıldı. Bir başka meslektaşım ise askerlik hizmetini yaparken yakalanmıştı bu hastalığa. Kendi teşhisini kendisi koymuş ancak şikayetlerinin ciddiyetini bir türlü kabul ettirememişti diğer hekimlere. Bu yüzden hastalığının tedavisi gecikmiş, uzun süren bir mücadeleden sonra yakasını bu hastalıktan kurtarabilmişti.

Su uyur düşman uyumaz diye bir atasözümüz vardır. Verem de uyumaz. Uyanık olalım. Çocuklarımızın aşılarını ihmal etmeyelim. Verem kuşkusu varsa hemen verem savaş dispanserlerine ve göğüs hastalıkları kliniklerine başvuralım. Unutmayalım ki verem tedavi edilebilir bir hastalıktır ve tüm tedavi giderleri devlet tarafından karşılanmaktadır.

Hiç yorum yok: